(506 S. K. m. 80) (6183 S. K. m. 58, Mük. m. 35) (YHGK. 18.02.2004 T. 2004/10-104 E. 2004/94 K.)
Dava: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere, Anonim Şirkette imzaya yetkili yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevliler hakkında, görevde bulundukları süreyle sınırlı olarak 506 sayılı yasanın 80/12 maddesi gereğince asıl borçlu şirketle birlikte müteselsil sorumluluk esasları dahilinde takibe geçilmesinin, aynı nedenle alacaklının müteselsil borçlulardan birinden yada tamamından, alacağını kısmen yada tamamen istemesinin mümkün bulunmasına ve özellikle, özel yasa olan 506 sayılı yasanın 80/12 maddesindeki tüzel kişiliğin üst düzey yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin genel yasa olan 6183 sayılı yasanın mükerrer 35. maddesine göre uygulama önceliğinin olduğunun kabulü ile sonuca gidilmesinde hukuka aykırılık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının 03.05.1999-28.05.2005 tarihleri arasında borçlu şirkette genel müdür olarak görevli olduğuna ilişkin cevabi yazıya göre takibe konu dönemle ilgili olarak 506 sayılı yasanın 80/12 maddesine dayanılarak ödeme emri gönderilmesi mümkündür. Ne var ki davacının borçlu şirkette genel müdür olarak görevde olduğu dönemde, imza yetkisinin kapsamını, sınırlarını gösteren sirkülerle dayanağı ticaret sicili gazetelerinin asılları ya da onaylı örnekleri ticaret sicil memurluğundan celp edilmeden noksan araştırılmayla sonuca gidilmesi isabetli olmamıştır.
3- 506 sayılı yasanın 80/12 maddesindeki düzenleme, tüzel kişiliğin üst düzey yöneticilerinin sorumluluğunu sigorta primleri ile sınırlandırmıştır. Bu nedenle, prim dışındaki kurum alacaklarının (Eğitime Katkı Payı, Özel İletişim Vergisi, İdari Para Cezası vs.) tahsili için 506 sayılı Yasanın 80/12 maddesine dayanılarak tüzel kişiliğin üst düzey yöneticileri hakkında takip yapılamaz. Sigorta primleri dışındaki kurum alacakları nedeniyle şartları varsa 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. maddesi gereğince tüzel kişiliğin üst düzey yöneticilerinin sorumluluğuna gidilebilir. 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. maddesindeki uygulanma koşullarının da davacı bakımında oluşmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca da prim dışındaki Kurum alacaklarına dayanılarak düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline yönelik davanın kabulüne karar verilmek gerekirken davanın tümden reddi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
4- Ödeme emirlerinde Kurum alacaklarına gecikme zammı işletildiği halde, gecikme zammına da tebliğ tarihinden itibaren faiz işletileceğinin bildirildiği görülmektedir. Gerçekten 506 sayılı yasanın 80. maddesinde Kurum alacaklarının tahsilinde genel kuraldan ayrı bir temerrüt faizi düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar burada gecikme zammından söz edilmekte ise de kurum alacağının zamanında ödenmemesi halinde, Kurum tarafından talep edilecek karşılık, kamu hukuku karakterli bir para olacağı için, burada öngörülen temerrüt faizinden ibaret olup genel ilke uyarınca buna ayrıca temerrüt faizi yürütülmesine yasaca olanak yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2004 gün 2004/10-104 Esas, 2004/94 Karar sayılı Kararı da bu yöndedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu ödeme emirlerinde takibin dayanağı Kurum alacağına gecikme zammı işletildiği halde ayrıca gecikme zammına da tebliğ tarihinden itibaren faiz talep edilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
5- Dava nitelikçe 506 sayılı yasanın 80. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak davalı kurumca gönderilen ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağının 6183 sayılı Yasanın 58. maddesi olduğu açıktır. Anılan yasanın 58/5 maddesinde "İtirazında tamamen haksız çıkan borçludan hakkındaki itirazın ret olunduğu miktardaki kamu alacağının % 10 zamlı olarak tahsil edileceği" düzenlenmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesine rağmen anılan yasal düzenleme gereği %10 zamlı tahsile karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
6- Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda yargılama gideri olarak hüküm altına alınacak vekalet ücretinin nispî tarifeye göre hesaplanması gerektiği hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 12. maddesinde düzenlenmiştir. Hal böyle olunca lehine hüküm kurulan taraf yararına nispî tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücreti yerine maktu tarife üzerinden vekalet ücretine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı ile davalı yararına takdir edilen 400.00YTL duruşma avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 20.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy