(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 49, 57, 74)
1- Dava nitelikçe iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de varılan bu sonuç isabetsizdir.
Şöyle ki, öncelikle H.U.M.K. 49 uncu maddelerinde düzenlenen ihbar müessesi ile amaçlanan, davayı ihbar eden tarafın, davayı kaybetmesi halinde, üçüncü kişilere açacağı rücu davasında, ihbar edilenin ileri süreceği savunmalara, kısmen de olsa engel olmaktadır. Üçüncü kişi ihbar eden tarafın temsilcisi olduğundan, bu davada ihbar olunan üçüncü kişi hakkında hüküm kurulmaz. Her ne kadar ihbar edilen davada taraf değil ise de, aleyhine hüküm kurulmuş ise temyiz hakkının olacağı açıktır. Somut olayda davanın tarafı olmayan ihbar olunanlar aleyhinde hüküm kurulması H.U.M.K 57. ve 74. maddelerine aykırı olup bozma nedenidir.
2- Sigortalının ölümü nedeniyle, Sincan Asliye Ceza Mahkemesi'nde ceza davası açıldığı ve 1996/283 E.sırasında görülen ceza davasında, yapılan yargılama sonucunda 4616 sayılı Yasa gereği kamu davasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Anılan dosya içerisinde, ölüm nedeninin belirlenmesine ilişkin olarak düzenlenen Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu'nun 28.02.2001 tarihli raporlarında Kişinin kaza sonrasında ameliyat edilerek tedavi gördüğü, iyileşerek taburcu edildiği, olaydan yaklaşık bir yıl sonra kan hastalığı teşhisi ile hastaneye yatırılarak tedavi gördüğü ve 20.01.1998 günü evinde öldüğüne göre, kişinin kendinde mevcut kan hastalığı ve gelişen kan plikasyalarından öldüğü, 04.06.1996 tarihinde maruz kaldığı olayla, ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığı bildirilmiştir. Hal böyle olunca, ölüm olayı ile iş kazası arasında illiyet bağı kurulmadan tazminata karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Her ne kadar 02.08.2002 tarihli sigorta müfettişi raporunda, sigortalının iş kazasına bağlı olarak öldüğü sonucuna varılmış ise de, soyut beyan dışında bu sonuca nasıl varıldığına dair delil olmadığı görülmektedir.
Yapılacak iş, davanın ihbar olunduğu üçüncü kişilerin davada taraf olmadıklarından haklarında hüküm kurulamayacağı gözetilerek, sigortalının ölüm nedenini, ölüm olayının iş kazasına bağlı olarak meydana gelip gelmediğini hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak biçimde belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, bozma niteliğine göre sair temyiz itirazlarının bilahare incelenmesine, 13.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy