(1479 S. K. m. 24) (506 S. K. m. 3)
Dava: Davacı 22.10.1999-20.5.2002 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespitiyle aykırı Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi O. Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların sair temyiz itirazlarının reddine.
2- Davacı 8.8.1983 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı iken 29.9.1993 tarihinde de limitet şirketin ortağı olduğunu şirketin 1998 tarihinde iflas ettiğini şirket ortaklığından 1.5.2002 tarihinde hissesini devrederek ayrıldığını 22.10.1999 tarihinden itibaren de SSK'na tabi muhtelif tarihlerde 12.2.2004 tarihine kadar çalışmaları olduğunu bu itibarla 22.10.1999-22.5.2002 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalılığının iptalini istemiştir. Mahkemece kabule karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Limitet şirket ortakları 1479 sayılı Kanunun 24-1-d maddesi uyarınca Bağ-Kur sigortalısıdırlar. Ş. limitet şirketinin dosya içeriğinden 1998-2005 yılları arasında muhtasar vergi beyannamesi verdiği, davacının da şirketteki sicil kaydının 13.5.2002 tarihinde silindiği hissesinin ise noterde 1.5.2002'de devrettiği bu devrin Ticaret Sicili Gazetesinde 22.5.2002 tarihinde tescili ilan edildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla 8.8.1983 yılından başlayarak 13.5.2002 tarihine kadar devam eden zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu söz götürmez. 1479 sayılı kanunun 24. maddesi ve gerekse 506 sayılı yasa'nın 3/6 maddesi gereğince başka sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olma koşulu taşıyanların sigortalılıkları önceden devam ede gelen sosyal güvenlik kuruluşlarında geçen çalışmalarına geçerlilik tanınır. Hukuk Genel Kurulu'nun ve Yargıtay İçtihatları nazara alındığında sonradan başlayan 506 sayılı kanuna tabii çalışmalarının geçersiz olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabule karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy