(1479 S. K. Ek geç. m. 4, m. 10)
Davacı borçlanmasının geçerli olduğunun ve 1.2.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanarak faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Mursal; tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirip, sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz; itirazlarının reddine,
2- Dava, 1479 Sayılı Yasanın ek geçici 4. maddesi gereğince yapılan borçlanmanın geçerli sayılması gerektiğinin tespiti ile kurum sataşmasının giderilerek tahsise hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ile varılmıştır. Davacının 26.6.1987 tarihinde isteğe bağlı Bağ-kur olduğu, geriye doğru 10 yıllık süreyi borçlanmak için kuruma başvurduğu, borçlanma tutarını ödemek üzere davacıya 6.7.1987 günlü yazı gönderildiği, anılan tebligatın tebliğ edildiği, ancak davalı Kurumca tebliğ tarihinin kanıtlanamadığı ve borçlanma tutarının 18.000'er TL taksitler halinde en son 22.8.1989 tarihinde ödendiği uyuşmazlık konusu değildir, uyuşmazlık, borçlanma tutarının süresinde ve tam olarak ödenip ödenmediği ve davacının, borçlanma geçerli sayılırsa tahsise hak kazanıp kazanmadığına ilişkilidir.
Gerçekten, 1479 Sayılı Yasanın Ek geçici 4. maddesine göre borçlanma primleri talep tarihindeki basamak ve prim tutarları üzerinden hesaplanır. Ve sigortalılığın başlangıç tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde ödenir: Belirtilen süre içerisinde borçların tamamen ödenmemesi halinde borçlanma talepleri geçersiz sayılır. Madde hükmünden de açıkça anlaşıldığı üzere, Kurumun borçlanma istemini kabul ederek buna göre ödenmesi gereken prim tutarını hesaplayarak ve yapacağı bu işlem sonucunda borçlanma tutarını 2 yıl içinde ödemesi gerektiğini ve ödememenin yasal sonuçlarını sigortalıya bildirmesi gerekecektir. Sigortalı yazının eline geçmesiyle yerine getirilmesi gereken bu edimin kapsam ve niteliğini öğrenecek ve ona göre borcunu ödeyecektir. Yoksa kurumun anayasal bu uyan ve duyuru görevini yerine getirmeden davacının edimini yerine getirmesi düşünülemez ve beklenilemez. Şu duruma göre, anılan yasa maddesinde öngörülen 2 yıllık ödeme süresinin salt sigortalılığın başlangıç tarihinden itibaren işlemeye başladığının; kabulüne olanak yoktur. Başka bir anlatımla, söz konusu sürenin başlangıç olarak bu konudaki kurum yazısının sigortalının eline geçtiği tarihin esas alınması gerektiği açıktır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, borçlanmanın kabulüne ve borçlanma miktarının 2 yıl içinde ödenmesine ilişkin kurum yazısının davacıya hangi tarihte tebliğ edildiği davalı Kurumca kanıtlanamadığına göre davacı tarafından borçlanma tutarının süresinde ödendiğinin kabulü gerekir. Mahkemenin bu yöndeki karan doğrudur. Ancak; 10 yıllık borçlanma bedeli tutarları taksitler halinde ve "toplam prim borcu" adı altında bankaya yatırıldığından borçlanma tutarının hepsinin ödenip ödenmediği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Öte yandan davacının tahsise hak kazanması için yaşlılık aylığından yararlanma koşullarının düzenlendiği 1479 sayılı Yasa'nın geçici 10. maddesine göre; yaş, sigortalılık süresi ve prim borcu bulunmaması şartlarının tahsis talep tarihinde birlikte gerçekleşmesi koşuldur. Davacının, 10 yıllık borçlanması geçerli sayıldığında, anılan yasa maddesinde belirlenen prim borcu bulunmama koşulunu taşıyıp taşımadığı araştırılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davacının 10 yıllık borçlanmasının geçerli sayılması halinde tahsis talebinde bulunduğu 28.01.2002 tarihi itibarı ile prim borcu bulunup bulunmadığını davalı Kurumdan sormak ve alınacak cevaba göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy