(3201 S. K. m. 3)
Davacı, kurum işleminin iptaliyle, yurt dışı borçlanmasının 3201 sayılı yasa gereğince tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa, zaptın 01.09.2005 günlü oturumunda tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Gerçekten, kısa kararda son Bakanlar Kurulu kararı itibariyle günlüğü 5 dolar üzerinden borçlanılabileceğine karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, hangi tarihteki Bakanlar Kumlu kararı olduğu ve miktarı belirtilmeden davacının günlüğü Bakanlar Kurulu'nca belirlenen ABD doları üzerinden borçlanma hakkının bulunduğunun tespitine hükmedilmiştir. Bu durumda, konuyla ilgili 10.04. 1992 günlü ve 199117 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına 16.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy