(4857 S. K. m. 77) (818 S. K. m. 46, 47) (506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Erim Dalaslan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava iş kazasında beden tamlığı bozulan davacı işçinin uğradığı manevi zararın tazmini (giderilmesi) istemine ilişkindir.
Davacının 23.01.2003 tarihinde açtığı manevi tazminat davası, aynı mahkemede daha önce açılan 2003/11 Esas Sayılı maddi tazminat davasıyla taraflarının ve dava sebebinin aynı olması ve birbirlerini etkileyeceği nazara alınarak birleştirilmiştir. Ancak; davacı tarafın maluliyet oranına itiraz edeceklerini, itirazın incelenmesinin zaman alacağını belirterek manevi tazminat davasının tefrik edilip, karara bağlanmasını talep etmesi üzerine işbu manevi tazminat davasının tefrik edilerek hüküm kurulmuş ise de; bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Davacının açtığı maddi ve manevi tazminat davalarının tarafları ve dava sebebinin aynı olduğu tartışmasızdır. Taraf ve sebep birliğinin bulunduğu bu davalarda gerek maddi ve gerekse manevi tazminat hakkında verilecek kararların aynı maluliyet oranına dayanması şarttır. Her iki istek yönünden geçerli olacak maluliyetin kesin olarak tesbiti her iki dava bakımından da öncelikle çözülmesi gereken müşterek ön sorun niteliğinde olduğu açıktır. Taraf ve sebep birliği yanında müşterek ön sorun ya da sorunların varlığı halinde delillerin dağılmaması ve hükme esas alınacak tesbitlerde birlik sağlanması bakımından aslolan davaların birlikte incelenip sonuçlandırılması olduğu söz götürmez. Öte yandan müşterek ön sorun ya da sorunların ayrı ayrı incelenmesi ya da bu konulardan birinde yapılacak incelemenin diğerine bekletici ön sorun sayılması daha çok emek, zaman ve gider kaybına yol açacağından usul ekonomisine de uygun düşmez. Açıklanan bu ilke ve esaslar karşısında davaların birlikte incelenerek sonuçlandırılması gerekirken manevi tazminat davasının tefrik edilip yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve bu bozma nedenine göre diğer yönlerinin incelenmesine yer olmadığına, 11.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy