(818 S. K. 45, 47, 49) (4721 S. K. 24) (1086 S. K. 438/7)
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H
E
Dalaslan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıda bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Olayın oluş şekli, maluliyet ve müterafik kusur oranlarına, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik duruma, kaza tarihi itibariyle paranın satın alım gücüne, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı'nın içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, hak ve nefaset kurallarına göre 2000 YTL. manevi tazminat yerine 3000 YTL manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü hüküm fıkrasının tamamen silinmesine yerlerine;
1- Müracaata bırakılan maddi tazminat talebi hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına
2- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 2000 YTL. manevi tazminatın olay tarihi 21.12.1998' den itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,
3- Hüküm tarihinde yürürlükte olan asgari Avukatlık Ücret Tarifesine göre vekil ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden 300 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
4- Hüküm tarihinde yürürlükte olan asgari avukatlık ücret tarifesine göre vekil ile temsil edilen davalı yararına ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı tarifenin 11. maddesi uyarınca 300 YTL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5- Alınması gereken 108 YTL. harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından fazla yatırılan 4 YTL 500 YKR. 'un istek halinde davacıya iadesine,
6- Davacı tarafça yatırılan 108 YTL. harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7 - Ret edilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak davacı tarafından sarf edilen toplam 184 YTL 70 YKR. yargılama giderinden 36 YTL. 894 YKR. 'un davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan kısmın davacı üzerinden bırakılmasına" rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 11.04.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Düzelterek Onama yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyım:
1-Yüksek Mahkeme, bir inceleme mahkemesidir. Hüküm mahkemesi değildir. Denetim makamı, temel olarak hükmü bozma veya onama ile yetkilidir. Düzeltilerek Onama, istisnai bir yetkidir. İstisnai yetkiler yorumla genişletilemez. Manevi tazminatta düzelterek onama yetkisi genel olarak başvurulan bir yetki değildir. Nitekim dairemizin önceki uygulaması ve diğer tazminat dairelerinin uygulamaları manevi tazminatta düzelterek onama yetkisini işletme biçiminde olmamıştır. İstikrarlı uygulamada bu şekilde teşekkül etmiştir.
2-Manevi tazminatı takdir hakkı, hüküm mahkemesinindir (BK.45.47.49 ve MK. 24). Yasa koyucunun bu yetkiyi alt mahkemeye vermesinin temel nedeni alt mahkemenin hukukun yanında vakıaları değerlendiren bir mahkeme oluşudur. Yargı makamlarından olaya ve maddi delillere en yakın olan organ alt mahkemedir. Manevi tazminat çoğunlukla olayların takdirinden kaynaklanan bir tazminat şeklidir. Yüksek Mahkeme elbette alt mahkemenin takdirini inceleyebilecektir. Ancak alt mahkemenin yerine geçerek takdiri bizzat kendisi yapamayacaktır.
3-Düzelterek onama Prof. Kuru'nun isabetle vurguladığı gibi hukuk kuralının uygulanmasında hata edilmiş olması ön şartına bağlıdır. Yeniden yargılamayı gerektirmemek gerekli ve fakat yeterli olmayan bir şarttır. Takdir hakkının az veya çok kullanılması bir hukuk hatası anlamına gelmez. Bu bir tercih meselesidir.
4- 3 nolu gerekçemin doğal uzantısı, bu tür bir uygulamanın hakimin direnme hakkını ve bozma aleyhinde olan tarafın direnmeyi isteme imkanını ortadan kaldırılmaktadır. Usul dengesi, HUMK. 438 hükmü yanlış yorumlanarak bozulmaktadır.
5-Düzeltilen miktar ile hükmedilen miktar arasında büyük bir fark yoktur. Özellikle enflasyonun para değerini hızlı bir şekilde çökertmeyi karşısında her ikisi arasındaki fark önemsenemez. Takdir ve hakkaniyet hukuku terimiyle, Yargıtay'ın müdahalesini haklı kılacak fahiş bir hata yoktur. Bu yönden düzelterek onama gerekçesinin hakkaniyet ve hak temelinde de dayanağı bulunmamaktadır. Daha ötesi olayın niteliğine, manevi tazminatın amacına ve para değerinin azalıcı karakterine göre hükmedilen tazminat dahi azdır. Ne var ki davacı temyizi olmaksızın Yüksek Mahkemenin böyle bir gerekçe ile davacı lehine dokunma hakkı oktur.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle manevi tazminatın çokluğu gerekçesine dayalı olarak miktarın azaltılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayım. 05.04.2005
Full & Egal Universal Law Academy