(1479 S. K. m. 24, 25, Geç. m. 8) (4721 S. K. m. 2)
Davacı, 04.04.1973-22.03.1985 tarihleri arası hizmetinin geçerli olduğunun tespiti ile 25.11.2002 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar
1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 - Davacının temyizine gelince; Davacı, davanın diğer bir yönü ile sigortalı sayılmadığı 04.04.1973-06.05.1981 tarihleri arasında 1479 sayılı yasaya göre Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece davacının 1479 sayılı yasaya göre tesciline esas olan Serik Esnaf Derneği kaydının 04.04.1973 tarihinde silindiği ve bu tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılığını oluşturacak kayıtların bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Davacının 01.10.1972 tarihinden itibaren Esnaf odası kaydına dayanılarak zorunlu Bağ- Kur sigortalısı olduğu, zorunlu sigortalılığının Esnaf Odası kaydının silindiği 06.05.1981 tarihine kadar devam ettiği, bu tarihten sonra ise Kurumca sigortalılığının başlatıldığı 06.05.1981 tarihine kadar meslek kuruluşu kaydının bulunmadığı, Başka bir anlatımla; zorunlu sigortalılık koşullarını yitirdiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten; Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Yasanın olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 2229 sayılı kanun ile değiştirilen 24 ve 25. maddesi olup, Bağ-Kur sigortalılığına kendi adına bağımsız çalışma ile dayanağı olan Meslek Kuruluşu kayıtları esas alınır.Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma bulunmaması ve meslek kuruluşu kayıtların silinmesi durumunda zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı sona erer.Davacının çekişmeli dönemde kanunla kurulu meslek kuruluşlarında üye kaydı bulunmadığından sigortalı sayılması mümkün değildir.
Ancak, davacının önceden Bağ-Kur'a tescili bulunduğundan, Kurumca hiçbir araştırma yapılmaksızın davacı tarafından 3780 sayılı yasa ile 1479 sayılı yasaya eklenen geçici 8. madde uyarınca yapılan başvuru kabul edilmiş ve davacı zorunlu sigortalı sayılarak 31.12.1991 tarihine kadar olan prim borçları 1992 yılında 4 taksitte kuruma ödenmiş ve Kurum tarafından da kabul edilerek uzun süre (11 yıl) kullanılmıştır. Davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyi niyetten uzaktır. Yargıtay H.G.K.'nun 01.10.1997 gün, 1997/10-578 E., AA19971758 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere; Davacının, Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekir.
Mahkemece, davacının 3780 sayılı yasaya göre zorunlu sigortalı sayılarak primleri tahsil edilen 04.04.1973-06.05.1981 döneminde sigortalı olarak kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, özellikle uyuşmazlık dışı süreler değerlendirilecek davacıya kısmi yaşlılık aylığı bağlanmış olduğundan artık sigortalılık niteliğinin bulunmadığı dönem için sonradan hatalı işlemle tahsil edilen primden dolayı geriye dönük hizmet kazandırılmasının olayı itibariyle M.K. 2. maddesini dayandırılmayacağına göre usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy