(4721 S. K. m. 2) (1479 S. K. m. 24)
Dava: Davacı
sicil nosu ile A. Petrol A.Ş.'de çalıştığının gerçek olduğunu ve emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı A. Petrol AŞ.'de mevcut yönetim kurulu üyeliği nedeniyle iptal edilen 506 sayılı yasaya tabii çalışmaların geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiş mahkemece istem gibi davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Gerçekten davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı yasanın 24. maddesi 1. fıkrası g bendine göre Anonim Şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortaklar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar. 506 sayılı yasanın 3. maddesi I/K bendine gereğince de Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların bu kanun kapsamında sigortalı sayılabilecekleri belirtilmiştir.
Dosya içerisindeki belgelerden davacının A. Petrol Anonim Şirketinde 21.3.1997 tarihinde Yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu üyeliği devam ederken 5.8.1 987 tarihinde de aynı şirkette sigortalı olarak işe başladığı ve her iki statünün de 2002 yılına kadar devam ettiği anlaşılmaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığın mümkün olmadığı tek sigortalılığın esas olduğu tartışmasızdır. Öte yandan kanuna karşı hilenin bulunduğu hallerde M.K.'nün 2. maddesinde yer alan iyiniyet kurallarının uygulanması da mümkün değildir.
Yapılacak iş görülmekte olan davanın Bağ-Kur'un hak alanını da ilgilendirdiğinden anılan kurumun davaya dahili sağlanarak yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde davacının sigortalılığının değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.9.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy