(818 S. K. m. 44, 45)
Dava: 1- Davacı tarafından katılma yoluyla 01.03.2005 tarihli temyiz dilekçesi verilmişse de, İş Mahkemesince verilen kararların katılma yoluyla temyizine ilişkin yasada hüküm bulunmadığından davacının yasal süresinden sonra vermiş olduğu temyiz dilekçesinin reddine,
2- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Karar: Dava, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahiplerinin uğramış olduğu zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminata hükmedilirken İş Hukukunda kusursuz sorumluluk esasının benimsenmesi gerektiği gerekçesiyle davalıların müterafik kusur oranlarının dikkate alınmamış olması usul ve yasaya aykırıdır. İşyerinde meydana gelen iş kazaları nedeniyle işverenin hukuki sorumluluğunun niteliği Yargıtay'ın önceki kararlarında da benimsediği görüşe göre, kusura dayanmaktadır. İsviçre ve Türk Hukuk Sisteminde özel bir düzenleme söz konusu olmadıkça asıl olan kusur sorumluluğudur.
3-12.6.2003 tarihli, Noterlikçe onaylı ibraname ile 2.200.- YTL. miktarındaki manevi tazminatın davalı tarafından davacı eşe, kendi adına asaleten, çocukları adına velayeten ödendiği açıktır. Birçok Yargıtay kararında vurgulandığı üzere alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde ibra denir. İbranamenin işçiye yapılmış olan ödeme ile sınırlı olarak bağlayıcılığı asıldır. Bu nedenle davacı çocuklara, anılan ibraname ile manevi tazminat ödendiği halde Mahkemece davacı çocuklara manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy