(506 S. K. m. 63, 64, 79, 82) (2829 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.5.1988-29.4.1998 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Cem Demir Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Namazcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, Nazmi Bilgin'e ait iken 10.1.1989 tarihinde davalı Şirkete devredilen işyerinde 1.5.1988-9.1.1989 ve 1.1.1998-29.4.1998 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının dava konusu sürelerde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Davacı, Nazmi Bilgin'e ait iken 10.1.1989 tarihinde davalı şirkete devredilen işyerinde, Nazmi Bilgin döneminde 1.5.1988-9.1.1989 tarihleri arasında, davalı şirket döneminde 1.1.1998-29.4.1998 tarihleri arasında çalıştığını iddia ederek tespit talebinde bulunmuştur. Özetlenen iddiaya ve SSK. belgelerine göre dava konusu 1.5.1988-9.1.1989 tarihleri arası devrede iddia edilen çalışmanın geçtiği işyerinin işvereninin Nazmi Bilgin olduğu tartışmasızdır. Hizmet tespiti davalarının SSK ile birlikte iddia edilen çalışmanın geçtiği işyerinin tüm işverenlerine karşı açılması ve böylece davada işverenlerin ve SSK.'nun davalı olarak yer alması, zorunludur. Davadan önce işyerinin başkasına devredilmesi sonucu işverenin değişmesi halinde de davanın devralan işverenle birlikte devreden işverene de yöneltilmesi gerekir. Her ne kadar 506 sayılı Kanunun 82. maddesine göre devreden işverenin prim borçlarından devralan işverende sorumlu ise de bu yön devralan işverenin hizmet tespiti davasında tek başına taraf olmasını gerektirmez. Çünkü anılan maddede öngörülen sorumluluğun gerçekleşmesi çalışma olgusunun sabit ve prim borcunun gerçekleşmiş bulunmasına bağlıdır. Bu durum ise ancak iddia edilen çalışmanın geçtiği sırada işveren olarak karşı açılacak davada elde edilecek tespit kararı ile sağlanabileceği kuşkusuzdur. Bu itibarla önceki işveren Nazmi Bilgin'in zorunlu dava arkadaşı olarak davaya katılımı sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı şirketin işverenliğinde geçmiş 1.1.1998-29.4.1998 arası tespit istemine gelince;
Dava dilekçesindeki açıklamalar ve isteme göre davacının 506 sayılı kanun 79/10 maddesine dayanarak tespit isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece ise davacının dava konusu bu sürede davalı şirkete ait işyerinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalıştığı kabul edilmek suretiyle hüküm oluşturulmuştur. Gerçekten SSK'dan 1977 yılında yaşlılık aylığı bağlanmış olan davacının davalı şirkette dava konusu süreden önce 31.12.1997 tarihine kadar geçen devrede sosyal güvenlik destek primlerinin ödendiği dosyadaki belgelerle sabittir. Davacı çalışmasının 31.12.1997 tarihinden sonrada devam ettiğini iddia ettiğinden ve yaşlılık aylığını kestirmediğinden dava konusu çalışmanın da sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki; 506 sayılı kanunun madde 63/B-4 bendi hükmüne göre; Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş süreler, bu kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz ve 24.5.1983 tarih ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki Kanun Hükümleri uygulanamaz. 64. madde hükmüne göre toptan ödeme yapılamaz. Ancak iş kazası ve meslek hastalığı halinde 12. madde hükümleri uygulanır. Belirtilen bu yasal düzenleme karşısında, davacının, davalı şirketin işverenliğinde sosyal güvenlik destek primine tabi olması gereken dava konusu çalışmasının sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla 506 sayılı Kanun 79/10 maddesine dayanılarak dava konusu yapılmasında dava koşulu olan hukuki yarardan söz edilemeyeceği açıktır. Öte yandan İzmir 4. İş Mahkemesinin 1998/594 esas sayılı dosyasında sonuçlanan alacak davasında davacının bu süreye ait ücret alacağına hükmolunduğundan doğrudan bu yönden de tekrar tespitinde hukuki yarar kalmamıştır. Açıklanan maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden yazılı şekilde sonuca varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ortadadır.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Cem Demir San. Tic. Ltd. Şti.'ne iadesine, 14.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy