(1479 S. K. Ek. m. 20)
Dava: Davacı, kurum işleminin iptaliyle, sosyal güvenlik destek primi borcu olmadığının tespitine ve yapılan kesintilerin faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. E. D. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, kendi adına, bağımsız ticari faaliyetini devam ettirmediğinden bahisle yaşlılık aylığından kesilen Sosyal Güvenlik Destek primi kesilmesi işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Mahkemece davacının vergi kaydının 31.12.1959 tarihinde sona erdiğinden 1479 sayılı Yasa'nın Ek 20. maddesini yeniden düzenleyerek sadece vergi kaydını esas alan 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa'nın 44. maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir. Kabule göre vergi kaydının sona erdirildiği tarih ile 1479 sayılı Kanunun Ek 20. maddesinin yürürlük tarihi olan 01.10.1999 tarihi arasında da üç aylık bir sürenin olduğu da açıktır. Davacının Esnaf Odası Kaydının 01.04.2000 tarihine, Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Memurluğu kaydının ise 12.12.2003 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. 1479 sayılı Kanunun 24. maddesi gereğince Bağ-Kur zorunlu sigortalılık statüsünün oluşması için Esnaf Odası ve Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Memurluğu kaydının bulunması yeterlidir. Bu nedenle 1479 sayılı Kanunun Ek 20. maddesinin yürürlük tarihi olan 01.10.1999 tarihinden sonraki dönemde oda ve sicil kaydının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılması gerekirken, 01.10.1999 tarihinden bile üç ay sonra sona erdirilen vergi kaydına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; 1479 sayılı Kanunun 20. maddesinin yürürlük tarihinden sonra davacının kendi nam ve hesabına fiili ve gerçek çalışmasının olup olmadığının tesbiti için gerekirse belediye zabıtası ve emniyet müdürlüğü aracılığıyla araştırma yapmaktır, komşu işyeri kayıtlarına geçmiş tanık beyanlarına başvurmak, davacının Esnaf odasına aidat yatırıp yatırmadığı hususu ile odaya ait hazirun cetvellerinde adının ve imzasının bulunup bulunmadığı araştırılmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşmaktan ibarettir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy