(4857 S. K. m. 2/6, 53) (506 S. K. m. 87/2)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.4.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Av. İ. G. ile karşı taraf vekili Av. M. Z. T. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi B. Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava zararlandırıcı sigorta olayı sonucu %32.2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybeden sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı K. K. ile dava dışı H. K. arasındaki hukuki ilişkinin değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır. Yerel mahkemece inşaat halinde olan binanın sıva işinin devir edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olup. varılan bu sonuç isabetli değildir.Kural olarak iş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin tazminat davasının işveren veya kusurlu üçüncü kişilere yöneltilmesi gerekir. Bundan başka, aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçiler uğradıkları zarardan dolayı asıl işverene davalarını yönetmeleri mümkün olup, bu sorumluluk yasadan kaynaklanır. 1475 Sayılı Yasa'nın 1/son ( 4857 Sayılı Yasa'da 2/6 ) ile 506 Sayılı Yasa'nın 87/2. maddeleri gereğince aracıdan söz edebilmek için öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konan bir iş olması ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerini oluşturan bir işin, alt işverene devredilmesi gerekir.
Somut olayda davalı tarafından binanın kaba, inşaatının bitirildiği ve takriben sıva işlerinin dava dışı H. K.'ya verildiği, adı geçenin iskele kurarak sıva işine başladığı, olay tarihinde H. K. yanında sıvacı olarak çalışan davacının iskelenin kırılması ile 2. kat seviyesinden zemine düşerek yaralandığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalının üst işveren ( asıl işveren ) olduğunun bina inşaatının anahtar teslimi verilmesinin söz konusu olmadığına kabulü ile davanın esasına girilmek gerekirken, hukuki değerlendirmede hata ya düşülerek inşaat halindeki binanın sıva işinin aracıya verilmesini işin bütünüyle devri gibi değerlendirmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan davalının aynı olay nedeniyle ceza yargılaması sonucu mahkum olduğu ve kararın kesinleştiği görülmektedir. İş Kanunu'nun 53. Maddesi gereğince Ceza Mahkemesi'nin mahkumiyet kararında fiilin hukuka aykırılığı, ve illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgu konusundaki kabulünün hukuk hakimini bağlayacağı, Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Kaldı ki davalının üst işveren olmadığının giderek davacı ile davalı arasında bu yönüyle bir İşçi işveren ilişkisinin bulunmadığının kabulü halinde davaya iş mahkemesi sıfatıyla bakılamayacağı ( temyiz süresinin 8 gün olamayacağı ) ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde işin anahtar teslimi verilmediği bir bölümünün alt işverene verildiği göz ardı edilerek yazıl şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 400,00 YTL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy