(2004 S. K. m. 96, 97) (1086 S. K. m. 299)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Uyuşmazlık, 3. kişinin İ.İ.K.'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu eşyalar takip dayanağı belgelerde gösterilen ve borçluya ödeme emri tebliğ olunan adreste haczedildiğinden, İ.İ.K.'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin güçlü ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir.
Mahkemece, takip konusu alacağın doğum tarihinden önce davacı 3. kişi şirketin tüzel kişilik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Gerçekten, davacı 3. kişi şirket borç doğumundan önce 25.03.1997 tarihinde tüzel kişilik kazanmıştır. Ancak, dosya içerisinde bulunan Antalya Ticaret Sicili Memurluğu'nun ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın yazılarından davacı 3. kişi şirketin adresinin haciz adresi olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar vergi levhasında davacı şirketin adresi olarak haciz adresi yazılı ise de, bu vergi levhasının da 01.04.2003 AÇILIŞ kaydını içerdiği, dolayısıyla borç doğumundan sonra davacı 3. kişi şirketin haciz adresi ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Öte yandan, borçlu Ahmet Kapçık, Davacı Kapçık Tur. Sey. İth. İhr. Taş. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %75 oranında pay sahibi ve şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olup, böylece davacı şirket ile borçlu arasında organik bağ bulunduğu açıktır. Ayrıca, dinlenen davacı tanıklarının anlatımları yeterli ve hükme dayanak yapılacak nitelikte olmadığı gibi, H.U.M.K.'nun 299. maddesi uyarınca alacaklının haklarını etkilemeyen adi nitelikteki kira sözleşmesinin de mülkiyeti ispata yeterli belgelerden olmadığı gerçeği de ortadadır.
Hal böyle olunca, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamayan istihkak davasının reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de, dava konusu hacizli malların yargılama sırasında gerçekleşen 14.10.2003 tarihli ihalede 2.300.000.000. TL (2.300. YTL) bedel karşılığı alacaklıya alacağına mahsuben satıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda, İ.İ.K.'nun 97/10. maddesi uyarınca istihkak davası konusu hacizli malların bedeline dönüşmüş bulunduğundan satış bedelinin davalı alacaklıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hacizli malların üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesi de isabetsizdir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy