(506 S. K. m. 3) (1479 S.K. m. 24)
Dava: Davacı 1.1.1995 günü itibariyle SSK sigortalısı olduğunun tespitine, Bağ-Kur Genel Müdürlüğünce tahakkuk ettirilen prim borcunun iptaline SSK'dan emeklilik geliri bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan SSK ve Bağ-Kur vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. A. Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 1.1.1995 tarihinden itibaren SSK sigortalısı olduğunun tespitini istemiş, Bağ-Kur'a prim borcu bulunmadığına ve SSK'dan yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin taleplerini ise atiye terk etmiştir.
Mahkemece davacının 1.1.1995 tarihinden itibaren SSK sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi aşağıdaki gerekçelerle doğru görülmemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının 9.8.1985 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, vergi kaydının 9.8.1985-9.1.1989 tarihleri arasında ve tekrar 13.9.1993 tarihinden başlayarak devam ettiği, oda kaydının 14.11.1973 tarihinden, sicil kaydının 26.12.1984 tarihinden başlayarak kesintisiz süregeldiği, bu durumda davacının sigortalılığının 1479 sayılı yasanın 24/1-a ve 25. maddeleri uyarınca 9.8.1985 tarihinden başlayarak aralıksız devam ettiği, davacının Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalılığının ise 1991 yılında başladığı ve bu tarihten itibaren çifte sigortalılığın söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa imkan veren bir düzenleme bulunmamaktadır. Gerek 506 sayılı yasa, gerekse 1479 sayılı yasadaki düzenlemeler bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlilik tanınmıştır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışma yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir.
506 sayılı yasanın 3/1-f maddesinde kanunla kurulu emekli sandıklarının aidat ödemekte olanların aynı maddenin K bendinde herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Bağ-Kur yasasının 24. madde I ve II fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir.
Dairemizin giderek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 3.10.2001 gün ve 2001/21-627 Esas, 2001/659-659, 29.5.2005 gün 2005/21-389 sayılı kararları ile yansıyan görüş de bu doğrultudadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy