(1479 S. K. m. 24, 25, 79) (506 S. K. m. 3) (YHGK. 03.10.2001 2001/ 21-627 E. 2001/659 K.)
Dava: Davacı 1.7.1997 gününden itibaren geçen çalışmalarının Bağ-Kur olarak kabul edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı 1994-1997 tarihleri arasında SSK sigortalılığı ile çakışmayan sürelerde isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun 1997 yılından sonra ise SSK sigortalısı olduğundan Bağ-Kur sigortalısı olamayacağının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 16.4.1994-30..6.1997 tarihleri arasında SSK sigortalılığı ile çakışmayan 794 günlük süre de isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun 1.7.1997-31.3.2000 tarihleri arasında ise Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespitine karar vermiştir.
Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden davacının SSK hizmetlerinin 1975 yılından sonra tekrar 1.12.1995 gününden itibaren başlayarak fasılalı olarak devam ettiği, davacının Bağ-Kur sigortalılığının ise 23.8.1984 gününde yapılan tescil ile başladığı, vergi kaydının 23.8.1984-11.12.1985 ve 5.2.1992-16.8.1994 tarihleri arasında sicil kaydının 10.4.1987-31.10.2000 tarihleri arasında, 1.11.2000 günlü İB formuna göre meslek kuruluşu kaydının (Ajanlık) 10.4.1987-31.10.2000 tarihleri arasında bulunduğu adına Şoförler ve Otomobilciler Odasından gelen 26.10.2004 günlü yazı da ise davacının 1.4.1982 gününden itibaren kayıtlı olduğunun bildirildiği görülmüş olup yukarıdaki kayıtlara göre davacının Bağ-Kur sigortalılığının 1995 yılından sonra başlayan fasılalı SSK sigortalılığından çok önce başladığı ve aralıksız olduğu sonucu çıkmaktadır.
1479 s. kanunun 24. maddesinde sigortalı sayılanlar 25. maddede sigortalılığın başlangıç ve bitiş tarihi gösterilmiş olup gelir vergisi mükellefi olanların mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri, gelir vergisinden muaf olanların Esnaf ve Sanatkar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği tarihte sona ereceği belirtilmiştir. Bu halde davacının sadece bir dönem (1992-1994 tarihleri arasında) faaliyet gösterdiği kamyonla nakliyecilik işi araştırılarak sonuca gidilmesinin doğru olmadığı sair kayıtlarında araştırılması gerektiği ortadadır.
1479 s. kanunun 79. maddesinde isteğe bağlı sigortalılığın koşulları düzenlenmiş olup; isteğe balı sigortalılığın tescil talebinin kuruma intikal ettiği tarihte başlayacağı bunun istisnasının kuruma sigortalı olduğu inancı ile yatırılan primler olduğu, ve primin kabul edildiği gün itibariyle isteğe bağlı sigortalılığın başlatılarak devam etmesi gerekirken davacının hiçbir prim ödemesinde bulunmadığı 1992-1997 yılları oranındaki süre de, 1997 yılından sonra yatırdığı primler itibariyle primlerin neden dolayı yatırıldığı araştırılmaksızın geriye yönelik olarak isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi de doğru görülmemiştir.
Öte yandan davacının zorunlu SSK sigortalılığı ile zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının çakıştığı çakışan sigortalılık sorununun ise yasalardaki düzenlemelerle engellendiği ve önceden başlayarak devam eden sigortalılığa öncelik verildiği bir kimsenin SSK kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerektiği 506 s. kanunun 3. maddesinin I (F)bendinde kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların (K) bendinde herhangi bir işverene hizmet aktiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı 1479 sayılı kanunun 24. maddesinin I ve II fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurum kapsamında bulunmaması gerektiği belirtilmiş olup bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığın mümkün bulunmadığı önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanındığı açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/ 21-627 Esas 2001/659 Karar, 3.10.2001 tarihli kararında da bu husus açıkça ifade edilmiştir.
Mahkemece öncelikle hak alanını ilgilendirdiğinde Sosyal Sigortalar Kurumunun da davaya dahil edilmesi sağlanarak dava hakkındaki görüşü alındıktan sonra yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle istemin kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 13.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy