(818 S. K. m. 43) (4857 S. K. m. 77) (1086 S. K. m. 49, 50, 51)
Dava: Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı ile ihbar edilen vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B.Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Davanın ihbar olunduğu E. İnş. A.Ş. ihbar edenin makamına kaim olmak üzere davayı takip edeceğini ya da davaya müdahil olduğunu bildirmediği gibi, adı geçen aleyhine bir hüküm de kurulmadığından temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle ihbar olunan E. İnş. A.Ş.'nin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2-Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan işçinin, olay günü işverence verilen baz istasyonlarının değişim ve yenilenmesi işi nedeniyle bulunduğu Şavşat'tan Rize'ye giderken, anayol baraj çalışmaları nedeniyle kapalı olduğundan, servis yolundan geçiş yaparken, işverence temin edilen sevk ve idaresindeki aracın, direksiyon hakimiyetinin yitirilmesi ile takla atarak baraj gövde yoluna düşmesi sonucu meydana gelen iş kazasında öldüğü dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin salığı ve iş güvenliği sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Olayla ilgili olarak ceza yargılaması sırasında Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 6.5.2002 tarihli raporda kazalıya 6/8 baraj inşaatını yapan E. İnşaat AŞ teknik güvenlik grup amiri olan sanığa da 2/8 oranında kusur verildiği ve hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Tazminat davası sırasında düzenlenen 19.6.2002 tarihli kusur bilirkişi raporunda ise %25 oranında dava dışı E. İnş. AŞ'ye % 75 oranında ise işveren Telsim AŞ'ye kusur verildiği görülmektedir. Kusurun aidiyeti, oranları arasında ceza davasında düzenlenen raporla, hukuk davasında düzenlenen kusur raporları arasında açık çelişki bulunduğu ortadadır. Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden 19.4.2002 tarihli kusur raporu esas alınarak sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
3- Mahkemece, davacılar M. Y. ve S. Y. 'nin manevi zararlarının işveren tarafından karşılandığından bahisle manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
İşverence yapılan ödemede konu makbuzlar incelendiğinde davacı anne adına yapılan ödeme olmadığı açıktır. Davacı baba M. Y.'ye yapılan ödemelerin bir bölümünün atıfet niteliğinde olduğu. 17.4.2001 tarihli olanın ise destek tazminatına karşılık olduğu dolayısıyla davacı anne S. Y. ile baba M. Y. 'ya manevi tazminata karşılık ödeme yapıldığına dair dosyada belge olmadığı halde değerlendirmede hataya düşülerek adı geçenlerin manevi tazminat taleplerinin reddi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine. 26.4.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy