(1479 S. K. m. 53)
Dava: Davacı 1987-1994 tarihleri arasında gerçekleşen sigortalılığı nedeniyle prim borçlarının gecikme zammı ile tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, davacının davalı Kurum'a olan prim ve gecikme zammı borcunun miktarının tespiti ile bu yöne ilişkin Kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden davacının 1.8.1987- 31.12.1994 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 20.8.2003 gününe kadar davalı Kurum'a herhangi bir ödemede bulunmadığı 10.8.2003 tarihinde ödeme yapmak üzere müracaat ettiğinde davalı kurumca bilgilendirme amacıyla çıkarılan hesap bildiriminde 16.232.170 TL prim aslı, 116.554.142 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 132.786.312 TL borcu bulunduğunun bildirildiği ve davacının 20.8. 2003 tarihinde davalı Kurum'a 132.800.000 TL'yi yatırdığı, davalı kurumca davacıya gönderilen 8.12.2003 tarihli yazıda 1.8.1987-31.12.1994 tarihleri arasında toplam 5.013.408.545 TL prim ve gecikme zammı borcu bulunduğu bildirilerek ihtilaf çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Davacının ödeme yaptığı 20.8.2003 tarihinde 2.8.2003 gününde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasa'nın 53/3. maddesi yürürlükte olup anılan maddeye göre sigortalılar tarafından ödenmesi gereken primler süresi içinde ve tam olarak ödenmezse primlerin ödenmeyen kısmına sürenin bittiği tarihten başlamak üzere % 10 artırılacağı, bu miktara borç ödeninceye kadar gecikilen her ay için ayrıca Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Türk Lirası cinsinden ıskontolu ihraç edilen Devlet İç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanacaktır.
Uyuşmazlık, anılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 2.8.2003 tarihinden önceki dönemde bu düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü sosyal güvenlik hukukunun niteliğinin irdelenmesini ve yasaların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Sosyal Güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Kural olarak kanunlar yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanır. Devam eden uyuşmazlıklarda tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa ve düzenleyici kural derhal yürürlüğe girme niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni yasa veya düzenleyici kuralın etkilememesi onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.
Somut olayda davacı 1.8.1987- 31.12.1994 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmakla beraber 20.8.2003 gününe kadar davalı Kurum'a prim ödemesinde bulunmamış olup tamamlanmış hukuki durumdan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle davalının prim ve gecikme zammı borcu 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasa'nın 53/3. maddesine göre hesaplanmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hesaplamayı 1.8.1994 ile 20.8.2003 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa'nın 53. maddesinde yapılan değişiklikler ve bu değişikliklerin yürürlükte bulunduğu dönemler gözetilmek suretiyle yapan 30.12.2004 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak sonuca gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy