(506 S. K. m. 11, 109) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 125, 160)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Aydınlı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava, iş kazası sebebiyle uğranılan manevi zararın giderilmesine ilişkindir. İstek davalı H. İbrahim Akkoç yönünden zaman aşımı nedeniyle ret, diğer davalı Ltd. Şti. yönünden kısmen kabul edilmişse de eksik araştırma ve yanlış değerlendirme ile varılan sonuç doğru değildir.
İddia ve savunma ile SSK müfettişi tarafından yapılan kaza tahkikatı sonucu düzenlenen rapor içeriğine göre olayın 506 sayılı Kanunun 11. maddesine uygun iş kazası olduğu tartışmasızdır. Ancak; bu kaza sebebiyle davacı sigortalının maluliyete uğrayıp uğramadığı, uğramış ise oranının ne olduğu belirlenmemiştir. Oysa manevi tazminatın takdirinde diğer deliller yanında maluliyet durumunun da kesin biçimde belirlenmesi zorunludur. Öte yandan iş kazası sonucu beden tamlığının bozulmasından kaynaklanan tazminat davalarına ilişkin yasal düzenlemeye göre maluliyet durumunun S.S.K'ca saptanması gerekir. Bu nedenle, öncelikle sigortalının maluliyet durumunun tesbitine yönelik olarak ne gibi işlem yapıldığının SSK'dan sorulup araştırılmak, bu hususta işlem yapılmamış ise davacının S.S.K'ya müracaatı sağlanarak maluliyet durumu tespit ettirilmek, S.S.K'ca tespit edilecek maluliyet durumuna itiraz edilmesi halinde 506 sayılı Kanunun 109. maddesinde öngörülen prosedür işletilerek Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmak, buna da itiraz halinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak maluliyet durumunun kesin biçimde saptanması ve sonucuna göre uygun bir tazminata karar vermek gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan olayın iş kazası olması nedeniyle davalı H. İbrahim Akkoç hakkındaki davanın da B.K.'nun 125. maddesine göre 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu halde yanlış değerlendirme sonucu B.K'nun 160. maddesinden hareketle bir yıllık zaman aşımına tabi olduğu gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın zaman aşımı nedeniyle reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy