(1479 S. K. Ek. m. 20)
Dava: Davacı, emekli aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisinin iptaliyle, kesilen primlerin reeskont faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi F. Ekizoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava nitelikçe ticari faaliyetine son vermiş olmasına rağmen haksız olarak kesilen sosyal güvenlik destek priminin iadesi ve Kurum işleminin iptaline yöneliktir. Mahkemece davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulmuş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davacının vergi kaydının 31.12.1992 tarihinde sona ermekte ise de meslek odası kaydının 5.7.2002 tarihi, Esnaf Sicil kaydının 1.7.2002 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 1479 sayılı Kanunun 24.maddesi gereğince zorunlu Bağ-Kur sigortalılık statüsünün oluşması için meslek kuruluş kaydı ile esnaf sicil kaydı yeterlidir. Bu nedenle ticari faaliyetin devamı halinde yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi işleminin yapılmasına ilişkin 1479 sayılı Kanunun ek 20.maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren davacının fiilen ticari faaliyetini sürdürüp sürdürmediğinin araştırılıp sonucuna göre karar vermek gerekirken soyut tanık beyanlarına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.12.2004 tarih 2004/21-741 Esas, 750 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.
Yapılacak iş; 1479 sayılı Kanunun Ek 20.maddesinin yürürlüğe girdiği 8.9.1999 tarihinden itibaren davacının ticari faaliyetinin devam edip etmediği hususunun emniyet ve zabıta memurluğu aracılığı ile araştırılması, yine ilgili meslek odasına davacının aidat ödemesi olup olmadığı ile Haziran cetvelinde davacının adının, imzasının bulunup bulunmadığının araştırılması, bütün belge ve deliller birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy