(2004 S. K. m. 96, 97)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (3. kişi) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Uyuşmazlık 3. kişinin İcra İflas Kanunun 96. ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Davacı 3. kişi hacizli malların kendisine ait olduğunu ileri sürmüştür.
Dosya içerisinde mevcut 13.12.2002 tarihli haciz tutanağında haciz adresi olarak gelinen yerin Sakarya Cad. Kaptan sok. No.7 olduğu belirtilmiştir. Bu tür tutanaklar İcra İflas Kanunun 8/3 fıkrada da belirtildiği üzere aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğindedirler. Taraflarca aksinin ispatı mümkündür. Mahallinde yapılan keşif; keşif sonunda dinlenen tanık anlatımları ve alınan bilirkişi raporundan haciz yapılan adresin No:9/A olduğu; buranında 01.04.2001 tarihinde davacı tarafından kiralandığı; haciz tutanağında hataen No:7 nin yazıldığı anlaşılmıştır. Bu halde; dava konusu menkul malların davacı 3. kişi elinde haczedildiği ve İcra İflas Kanunun 97/a maddesinde öngörülen karinenin davacı yararına olduğunun kabulü gerekir.
İcra Memurunun hatalı işlemi sonucu; davacı 3. kişinin dava açmak zorunda bırakılması, ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olmaz. Karine aksinin ispatı alacaklıya aittir.
Kaldı ki; davacı tarafından sunulan belgelerden; borçlu şirketin 25.12.1997 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacıdan alınan 140.000 Alman Markına demirbaş alındığı; Nisan 2001 tarihli ibraname başlıklı belge ile de; alınan bu demirbaşların davacıya iade edildiği ve borcun kalmadığı belirtilmiş; 25.03.2001 tarihli tutanakla da bu makinelerin davacının kiraladığı dükkana yerleştirildiği imza altına alınmıştır. Anılan ibraname ve tutanak başlıklı belgeler alacaklı A. Demir tarafından da imzalanmış, imzaya da itiraz edilmemiştir. Bu nedenle bu belgelerdeki bilgilerin davacı alacaklıyı bağlamayacağından söz edilemez.
Öte yandan; dava konusu malların şirket olan borçlunun defterlerinde de kaydının bulunmadığı saptanmıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan davanın kabulü gerekirken aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacı 3. Kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı 3. kişiye iadesine, 08.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy