(4857 S. K. m. 77) (818 S. K. m. 46, 47)
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatı ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hülya Erim Dalaslan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, iş kazası sonucu uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Zararlandırıcı sigorta olayı sonucu davacının %24 oranında sürekli iş göremezlik oranına maruz kaldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kusurun aidiyeti, oranı ve tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Zararlandırıcı sigorta olayı ile ilgili olarak SSK Genel Müdürlüğü, Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucu Ar. Sor .132 sayılı ve 28.10.1999 tarihli sigorta müfettiş raporu düzenlenmiştir. Sigorta müfettiş raporları aksi sabit oluncaya kadar geçerli kabul edilmektedir. Aksi de ispat ve iddia olunmayan anılan müfettiş raporunda; aktif inşaat çalışmalarının tatil edildiği iddia olunan bu dönemde davacı ile birlikte beş işçinin şantiyede kalmaları, iaşelerinin temin olunmaları ve çalıştıkları gün kadar yevmiye alacakları konusunda sözlü anlaşılması üzerine işveren tarafından verilen müsaade doğrultusunda davacının çalışmaya devam ettiği hususu nazara alındığında kusur raporları yeterli ve inandırıcı olmamaktadır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77. maddesinin de açık buyruğudur. Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerde yukarıda sözü edilen sigorta müfettiş raporunda tespit edilen husus ile İş Kanununun 77. ve tüzük hükümleri göz önünde tutularak yeterli ve inandırıcı rapor alınmaktır.
2- Tazminat miktarının; işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü söz götürmez. Başka bir anlatımla, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların hesaplanacağı Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Bu durumda maluliyet oranının %24 olması nedeniyle, davacının pasif dönem zararının hesaplanmaması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Olayın oluş şekli, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesine; tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, 26.6.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine ve hak ve nesafet kurallarına göre takdir edilen 1.750 YTL. manevi tazminat azdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 6.6.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy