(1086 S. K. m. 381, 382, 388)
Dava: Davacı resen tahakkuk ettirilen 25.335.408.300 TL borcunun olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Z. Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa 31.05.2004 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Gerçekten, davacı, S.S.K. Başkanlığı Sigorta İşleri Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 21.12.2001 tarih Tef-31 sayılı raporunun yasal dayanaktan yoksun olduğundan iptali ve borcu olmadığının tesbiti isteminde bulunmuş, kararın gerekçesinde hükme esas alındığı belirtilen 25.08.2003 tarihli bilirkişi raporunda, davalı Kurum müfettişlerince hazırlanan raporun doğru olduğu belirtilmiş, kısa kararda, rapor ve talep sınırlaması dahilinde davanın kabulüne karar verilmesine rağmen; gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise, davanın kabulüne, bu nedenle SSK Başkanlığı Sigorta İşleri Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 21.12.2001 tarih ve Tef-31 sayılı raporun yasal dayanaktan yoksun olduğundan iptaline, davacı hakkında tahakkuk ettirilen 03.02.2003 tarih ve 10035 sayılı yazı ile talep edilen toplam 25.335.408.300.-TL borcunun olmadığının tesbitine karar verilmiştir. Bu durumda, konuyla ilgili 10.04.1992 günlü ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Öte yandan, Mahkeme kararlarındaki gerekçelerin de hüküm fıkralarına uygun olması gerekir (Hukuk Genel Kurulu'nun 06.03.1963 gün ve E:1963/4-99, K:1963/37 Sayılı Kararı).
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy