(1479 S. K. m. 25)
Dava: Davacı, emekli maaşından kesilen sosyal güvenlik destek primi kesintisinin iptaline ve kesilen primlerin faiziyle birlikte iadesine, Kuruma borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi D. Kurtuluş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava, yaşlılık aylığından Sosyal Güvenlik Destek Prim kesintisi yapılmasına ilişkin işlemin iptali ile yapılan 365.165.000.-TL. tutarındaki kesintilerin yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi istemine ilişkindir.
Yapılan incelemede davacıya 1.7.1985 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, vergi kaydının 1988 yılında oda kaydının 2004 yılında sona erdiği, sicil kaydının olmadığı, anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 Sayılı Kanunun 25.maddesi gereğince Bağ-Kur sigortalılık statüsünün oluşması için sırf oda kaydı dahi yeterlidir. Aksinin iddia edilmesi durumunda, kaydın gerçeği yansıtıp yansıtmadığının fiili olarak esnaflık faaliyetinin yapılıp yapılmadığının tesbiti gerekir.
Yapılacak iş, 1479 Sayılı Kanunun ek 20.maddesinin yürürlüğe girdiği 25.08.1999 tarihinden itibaren, davacının fiili olarak esnaflık faaliyetine devam edip etmediğinin emniyet ve zabıta aracılığıyla araştırmak 25.08.1999 tarihi ve sonrasında odaya aidat yatırıp yatırmadığının hazirun cetvelinde davacının adının ve imzasının bulunup bulunmadığını araştırmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca varmaktır.
Öte yandan dava dilekçesinde, 356.165.000.-TL. tutarındaki kesintinin yasal faizi ile iadesi istenmiş olup, mahkemece dava tarihine kadar yapılan kesinti miktarının davalı kurumdan sorulup saptanmadan, miktar belirtilmeksizin davacının yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihinin belirtilmemiş olduğu görülmekte olup, bu durumda faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiği de kuşkusuzdur.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, mahkemece salt tanık beyanları ile yetinilerek eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy