(3201 S. K. m. 3, 6)
Dava: Davacı, 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti ile 01.02.1996 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten M. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı, davalı kurum işleminin iptali ile 3201 sayılı yasa uyarınca yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun tesbitine ve kesin dönüş tarihi olan 1.2.1996 tarihinden itibaren yeniden aylık bağlanmasına, birikmiş aylıklarının yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının 3201 S.K.'a göre yaptığı borçlanmanın geçerliliğine ve 23.6.1997 tarihini takip eden aybaşı olan 1.7.1997'den itibaren tekrar tahsise hak kazandığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Davalı kurum, aylık kesme işleminden sonra davacının borçlanma primlerini yersiz ödenen aylıklar nedeniyle doğan borcuna mahsup etmiştir. İstanbul 8.İş mahkemesinde yersiz ödenen aylıkların kalan kısmının sigortalıdan tahsili için davalı Kurumca açılan 1999/68 Esas ve 2001/884 Karar sayılı davada, anılan mahkemece borçlanma ve tahsisin geçersizliğine itibar edilmek suretiyle dava kabul edilerek sigortalıya 1.3.1989-23.6.1997 tarihleri arasında yersiz ödenen 481.023.423 TL 'nin tahsiline karar verildiğinden temyiz edilmeksizin kesinleşen bu Mahkeme hükmü ile artık 3201 sayılı yasa uyarınca yapılan borçlanmanın geçersiz olduğu saptanmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılmasını şart kılan 3. maddesi Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 günlü Esas 2000/36 Karar 2002/198 sayılı kararı ile iptal edilmiş, ardından 4958 sayılı Yasanın 56. maddesi ile getirilen düzenleme ile de bu koşul madde metninde yer almamış ise de, 3201 sayılı yasa gereğince borçlanan Türk vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için öngörülen koşulların hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin aynı Kanunun 6. maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesince iptal edilmemiş olup yürürlüktedir. 3201 Sayılı Yasanın 6. maddesinin A/b bendi hükmüne göre, kesin dönüş yapılmış olmakla birlikte tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının da ödenmiş olması gerekir. Yukarıda anılan kesin hükümle borçlanma bedeline Kurum alacağına mahsuben el konularak geçersiz kılınan borçlanma işleminden sonra yeniden 3201 sayılı yasa uyarınca borçlanma yapılmak isteniyorsa davacı yanca yeniden borçlanma bedeli ödenmesi gerektiğine ilişkin hukuksal gerçek ortadadır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy