(506 S. K. m. 11)
Dava: Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 6.7.1999-8.7.1999 tarihleri arasında 3 gün işçi olarak çalıştığının ve 8.7.1999 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten M. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı Tedaş Genel Müdürlüğünün işveren olmamasına göre davacı vekilinin davalı Tedaş Genel Müdürlüğüne yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile davalı Tedaş Genel Müdürlüğüne ilişkin hükmün onanmasına,
2- Dava, davacının davalılara ait işte 06.07.1999-08.07.1999 tarihleri arasında hizmet akdi ve 506. Sayılı kanuna tabi sigortalı olarak çalıştığının ve 08.07.1999 tarihinde davacının maluliyeti ile sonuçlanan kazanın iş kazası olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten bir kazanın iş kazası sayılıp sayılmaması kişinin, kazanın olduğu tarihte hizmet akdine dayanarak çalıştığının saptanmasına bağlıdır. Zararlandırıcı olayın davacının davalılardan Şeref Y. adına kapsama alınan Baymak firmasının kalorifer tesisatı işini üstlendiği dava dışı Talat K.'a ait Artvin Merkez, Dere Mahallesi Ömer Çavuş Sokak adresinde bulunan inşaat işyerinde 08.07.1999 gününde davacının merdivenlerden çıkarken elindeki alüminyum folyolu borunun bir ucunun inşaatın penceresinden dışarı çıkarak yüksek gerilim hattına değmesi sonucu oluştuğu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı yanca henüz davacı ile hizmet ilişkisi kurulmadığı, ücret konusunda anlaşmaya varmak için tesisat işini üstlendikleri işyerine birlikte gittikleri, inşaatı gezerken olayın cereyan ettiği ileri sürülmüş ve bu husus davalıların üstlendikleri kalorifer tesisat işlerinde ara ara hizmet akti ile kalorifer ustası olarak çalışan ve davacının da hısımları olan tanıklar Nurettin ve Mehmet I. tarafından da doğrulanmış ise de hizmet ilişkisi kurulmadan davacının davalılarca inşaata getirilen malzemeyi üçüncü kata taşıması hayatın olağan akışına uygun olmadığından ve zabıtaca alındığı iddia olunan 08.07.1999 tarihli ifade tutanağındaki imzanın davacıya ait olmadığı 12.03.2004 tarihli Ankara Jandarma Kriminal Laboratuarı raporu ile sabit olduğundan taraflar arasında 506. sayılı kanunun 11.maddesi uyarınca hizmet akdi ilişkisinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Diğer yandan davalılardan Hasan Y. Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/27 esas nosunda görülen kamu davasında yargılama sırasında tanık olarak mahkeme huzurunda verdiği 04.06.2002 tarihli ifadesinde ilçe merkezinde kalorifer tesisatı ve sıhhi tesisat işleri ile uğraştığını davacıyı eniştesi Mehmet Işık'la birlikte iş vermek için inşaata gönderdiğini, diğer davalı Şeref Y. ise hazırlık soruşturması sırasında zabıtaya verdiği 12.07.1999 tarihli imzalı beyanında Baymak firmasında makine mühendisi olarak çalıştığını, hastanede bulunduğu süre içinde davacının masraflarını karşıladığını bildirmişlerdir. Bu beyanlardan da Baymak firması davalı Şeref Y. adına kayıt ve tescil edilmiş ise de firmayı fiilen baba ve oğul olan her iki davalının bir arada işlettikleri anlaşılmaktadır.
Bu hukuki olgu ve tesbitler karşısında davacının davalılar Şeref Y. ve Hasan Y.'a ait işte 08.07.1999 tarihinde bir gün süre ile hizmet akdi ve 506. sayılı kanuna tabi sigortalı olarak çalıştığının, 08.07.1999 tarihinde maluliyeti ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tesbitine karar vermek gerekirken, bir olayın iş kazası niteliğinde bulunup bulunmadığının saptanması hukuki sorun olup hukuki sorunların halli görevi hakime ait iken mahkemece davacı ile davalılar arasında hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususunda hukukçu bilirkişiden görüş alınarak ifade tutanağını düzenleyen polis memuru hakkındaki kamu davasının beraatle sonuçlandığından ve taraflar arasında hizmet ilişkisi kurulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy