(506 S. K. Geç. m. 81, 85) (1479 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten M. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi isteğe bağlı sigortalılığı ile çakışan zorunlu sigortalı çalışmasının fiili olmadığından iptalini, isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun ve 22.4.2004 tarihi itibariyle tahsise hak kazandığının tesbitini istemiştir. Mahkemece davacının çakışan zorunlu sigortalı çalışmasının fiili olmadığı kanıtlanmadığından bu konudaki talebinin reddine, 6.8.1997-28.2.2000 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun ve 22.4.2004 tarihi itibariyle tahsise hak kazandığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Tahsis konusunda, davacının durumunun 1.6.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4759 sayılı yasa ile değişik 506 sayılı yasanın geçici 81-B (a) maddesine göre değerlendirilmesi gerekir. Kadın olan davacının 23.5.2002 tarihinde 40 yaşını doldurmuş olması, 20 yıl sigortalılık süresi bulunması ve 5.000 prim ödeme gün sayısının da bulunması gerekir. Oysa Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, prim ödeme gün sayısı hesaplanırken, 40 yaşını doldurmuş, 20 yıl sigortalılık süresi bulunan davacının hizmet cetvelinde davacıya ait olmayan, dava dışı Osman Saraç'a ait 240 günlük çalışma da hatalı olarak dahil edilmek suretiyle 5042 prim ödeme gün sayısı bulunmuştur. Buna göre davacının tahsise hak kazandığına hükmedilmiş ise de bu durumda davacı tahsise hak kazanamaz.
Ancak;
Somut olayda, davacı 1.10.1995 tarihinden geçerli olmak üzere isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edilmiş, 5.5.1997-5.8.1997 tarihleri arasında 91 gün ve 15.6.1996-13.11.1996 tarihleri arasında ise toplam 53 gün Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi zorunlu sigortalı olarak çalışmış ve hizmetleri Kuruma bildirilmiştir. Bu aktif çalışmanın fiili olmadığı kanıtlanamadığına göre, zorunlu sigortalılık ile isteğe bağlı sigortalılık çakıştığında zorunlu sigortalılığa üstünlük tanınması gerektiği Dairemizin, giderek Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarındandır. 1.10.1995-28.2.2000 tarihleri arasında ödediği isteğe bağlı sigorta primlerini aralıklı ancak süresinde veya makul sürede ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalılığa devam etmek iradesini ortaya koyduğundan davacının, 5.5.1997-5.8.1997 tarihleri arasında yaptığı toplam 91 günlük ve 15.6.1996-13.11.1996 tarihleri arasında yaptığı toplam 53 günlük çakışan zorunlu sigortalı çalışması dışlanmak suretiyle, 1996 ve 1997 yıllarının bazı aylarında hiç ödemediği isteğe bağlı sigorta primlerinin gecikme zammıyla tahsiline karar verilmelidir. Ödenmemiş isteğe bağlı sigorta primlerinin gecikme zammıyla tahsili halinde ise, 4759 sayılı yasa ile değişik 506 sayılı yasanın geçici 81-B (a) maddesine göre 40 yaşını doldurmuş, 20 yıl sigortalılık süresi bulunan davacı, 5.000 prim ödeme gün sayısını da böylece tamamlıyorsa, anılan primlerin ödenmesini takip eden aybaşı itibariyle tahsise hak kazanır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın hatalı bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy