(2004 S. K. m. 85, 97/a, 280) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (3. kişi) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı 3. kişi ev adresinde haczedilen eşyaların kendisine ait olduğunun iddia ederek haczin kaldırılmasını talep etmiş mahkemece istem red edilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Dava konusu ev eşyaları davacı adresinde huzurunda haczedilmiştir. Borçlunun bu adreste oturmadığı dosya içeriği ile sabittir. Bu halde İİK.'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi davacı 3. kişi lehinedir.
Öte yandan davacı ile borçlu 3-3,5 yıl birlikte yaşamışlar ve bu ortak yaşam süresine bir kısım ev eşyaları da alınmıştır. Bilahare anlaşmazlık üzerine borçlu davacıya ait olan adresten ayrılmıştır. Bundan sonra, borçlu kendisi tarafından alındığını iddia ettiği ev eşyalarının iade için 3.3.2004 tarihinde davacıya noterden ihtarname çekmiş davacı ise 10.3.2004 tarihli cevapla bu talebi red etmiştir. Borçlunun bu olumsuz yanıtı almasının hemen sonrasında 16.3.2004 tarihinde dava dayanağı bu takibe geçilmiştir.
Takip sırasında borçlu hiçbir itiraz ileri sürmemiş, mal beyanında davacıya ait evde bulunan eşyaları göstermiş ve 1.4.2004 tarihli hacze alacaklı ile birlikte giderek eşyaların haczini sağlamıştır. Bu hacizden sonra borçlunun gerçek ikametgah adresi veya işyeri araştırılarak başka hacizler yapma yoluna gidilmemiştir. Bu maddi ve hukuki olgular takibin danışıklı olduğunun açık göstergesidir.
Dosyadaki bilgi, belge ve delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davalı borçlunun sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davacı aleyhine genel mahkemelerde alacak davası açarak hakkını aramak yerine danışıklı bir takiple davacıdan olan talebini daha kısa süre de ve daha zahmetsiz bir yolla elde etmeye çalıştığı sabittir.
Ne var ki bir kimsenin yasaların kendisine vermiş olduğu hakkı kötüye kullanarak yarar elde etmesi hukukun genel prensiplerinden olan ve M.K.'nun 2. maddesinde ifadesini bulan iyiniyet kuralları ile bağdaşması mümkün değildir.
Bu nedenlerle davacı 3. kişinin davasının kabulü gerekirken aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi isabetsizdir.
O halde, davacı kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy