(1479 S. K. m. 24) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, 01.01.1968-03.02.1976 tarihleri arasında ve 26.03.1982 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.Altan Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı, 01.01.1968-03.02.1976 tarihleri arasında ve 26.03.1982 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkemece istemin tümüyle reddine karar verilmesi aşağıdaki gerekçelerle doğru görülmemiştir.
Davacının 17.10.1997 tarihinden önceki dönem için yasal şartları mevcut olmadığından bu tarihten öncesine ilişkin dönemin reddi doğrudur. Ancak dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının 17.10.1997 tarihinden itibaren başlayan vergi kaydı itibariyle Bağ-Kur sigortalılığının başlatıldığı, 1997-2001 tarihleri arasında sürekli prim ödemelerinin mevcut olduğu, Kurumca geçerli kabul edilmese de 21.02.2000 tarihinden itibaren esnaf sicil kaydının bulunduğu ve Kurum tarafından davacının sigortalılığının 2003 yılında iptal edilerek yalnızca vergi kaydının bulunduğu dönem olan 17.10.1997-30.12.1997 tarihleri arasında sigortalı olarak kabul edildiği görülmüş, davacının 17.10.1997 tarihinden itibaren tescilinin yapılması, bu tarihten itibaren primlerini ödemesi ve Kurumca da kabul edilerek sigortalı olduğu yolunda davacıya uzun süre güven verilmesi sebebiyle Medeni Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak 17.10.1997 tarihinden itibaren prim ödemelerine göre sigortalılığa geçerlik tanınmalıdır.
Öte yandan davacının 21.12.2000 tarihinden itibaren başlatılan sicil kaydının Kurumca geçerli bir tescil olarak kabul edilmediği, Mahkemenin ise bu konuda bilirkişi raporunda da belirtildiği şekilde gerek Düzce Esnaf Sicil Memurluğu ile yazışma yapılarak gerekse ilgili defterler getirtilerek üzerinde inceleme yaptıktan sonra sonuca gitmesi gerekirken bu konuda araştırma yapmaksızın 31.12.2003 tarihinden dava tarihine kadar olan dönem yönünden redde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın istemin tümüyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazların kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy