(2004 S. K. m. 96, 97/a) (2918 S. K. m. 3) (Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 35) (YİBK. 21.06.1995 T. 1995/15-411 E. 1995/644 K.)
Dava: Kararın duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı (3. kişi) vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.06.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı (3. kişi) vekili Avukat Ş.T. ile davalı (alacaklı) vekili Avukat A.T. geldiler. Davalı (borçlular) adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi T.Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Uyuşmazlık 3. kişinin; İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu plakasız 7 araç borçluya ait galeride haczedilmiştir. İİK' nun 97/a maddesi uyarınca mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. Ancak bu yasal karine aksinin tanık dahil her türlü delille kanıtlanması olanaklıdır.
Davacı 3. kişi, dava konusu araçları yurt dışından ithal ettiğini ve sadece konsinye satış ile davalı borçluya gönderdiğini, mülkiyetin borçluya geçmediğini ileri sürmüş ve buna ilişkin belgelerini ibraz etmiştir. Gerçekten dosya içerisinde mevcut belgelerden; araçların davacı tarafından yurt dışından ithal edildiği ve bu araçların Türkiye'deki yetkili satış temsilcisi olduğu sabittir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2918 Sayılı Yasanın 3. maddesinde tescilsiz araçlarda araç sahibi "... adına sahiplik belgesi düzenlenmiş kişi ..." olarak tarif edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 35/c maddesi hükmünce de hiç tescil edilmeyen; tescil belgesi bulunmayan araçların satış ve devirlerinin sahiplik belgesi esas alınarak noterlikçe yapılması zorunlu tutulmuştur.
Somut olayda; davacı 3. kişi üretici yabancı firmadan araçları fatura ile satın aldığından bu satış geçerlidir. Ne var ki, bundan sonra yapılacak satışların bu fatura esas alınarak noterlikçe yapılması gerektiği halde; borçluya böyle bir satışın yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu halde davalı borçlunun araçların mülkiyetini kazandığından söz edilemez. HGK'nun 21.06.1995 - 15/411-644 sayılı kararı da aynı yöndedir.
Mahkemece; özel yasal düzenlemesi olan araçlar için genel hükümler çerçevesinde taşınır mal niteliği ön plana çıkarılarak verilen hatalı bilirkişi raporunu esas almak suretiyle borçlunun araçların mülkiyetini zilyetliğin nakli ile kazandığı ve bu itibarla davacı 3. kişinin istihkak davasının reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
2- Dava konusu araçlardan 1058575 motor numaralı araç üzerindeki haciz yargılama devam ederken alacaklı tarafından kaldırıldığından; "bu araçla ilgili olarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de hatalıdır.
3- Kabule göre de; 3. kişinin davasının reddi ve teminat karşılığı takibin durdurulması kararı verildiğinden davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilirken tazminat matrahının takip konusu alacak ile hacizli malların değerinden hangisi az ise onun esas alınması gerekmektedir. Matrahı belirtilmeksizin; infazda kuşku yaratacak şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi yukarıda belirtilen yasa ve usullere aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davacı 3. kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı 3. kişi yararına takdir edilen 400.00.- YTL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy