(506 S. K. m. 79) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı, murisinin davalılardan işverene ait işyerinde 01.08.1993- 30.05.1995 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Osman Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- Davacı murisinin 01.03.1992-30.05.1995 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkemece 01.03.1992-30.05.1995 tarihleri arasındaki isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, davalıya ait işyerinden 27.08.1993 tarihli işe giriş bildirgesi ile 01.08.1993 günü itibariyle işe girişinin ve 1993 yılı 2. dönemde 10 gün, 1994 yılında 120 gün, 1995 yılında 50 gün çalışmasının bildirildiği görülmektedir.
506 sayılı Yasa'nın 79/10 maddesi hükmüne göre Kurum'a bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin hizmetin sona erdiği tarihi izleyen yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir.
Hak sahibi yönünden, sözü edilen sürenin gerçekleşip gerçekleşmediğinden bahsedebilmek için, öncelikle muristen bu kişiye sigorta kollarından bir hakkın intikal etmesi ve kişinin buna bağlı bir talep hakkının doğması gerekir.
Dava konusu olayda, murise ait tespiti istenilen çalışmalar 01.03.1992-30.05.19995 tarihlerine ilişkindir. Muris ise 03.07.2004 tarihlinde vefat etmiştir. Murisin çalışmasının 01.08.1993-30.05.1995 tarihleri arasında geçtiği, 01.08.1993 tarihinden önce davalı işyerine girişi olmadığı gibi hak düşürücü süreyi kesen işlemlerden olan sigortalı işe giriş bildirgesi ve ücretlerden prim kesildiğine ilişkin ücret tediye bordrosu olmadığından hak düşürücü sürenin kesilmediği ortadadır. 01.03.1992-31.07.1993 tarihleri arasında geçtiği iddia olunan çalışma süresi yönünden hak düşürücü süre hizmetin geçtiği yılın sonu olan 31.12.1993 tarihinden itibaren 5 yıl sonra 31.12.1998 tarihinde murisin sağlığında dolmuş bulunmaktadır. Muris tarafından sağlığında kullanılmamış ve hak düşürücü sürenin gerçekleştiği bir durumda artık, hak sahibi ve intikal ederek bir dava hakkının da söz konusu olamayacağı kuşkusuzdur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.'nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü hüküm fıkrasının 1. bendindeki 01.03.1992 rakamlarının silinerek yerine 01.08.1993 rakamlarının yazılmasına,1.bendin sonuna fazla talebin reddine, sözcüklerinin eklenmesine 3. bendin tümüyle çıkarılarak yerine 3- Davacı tarafından yapılan 97.500.000 TL. yargılama giderinden kabul ve ret oranı gözetilerek takdiren 80.000.000 TL.'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, 4. bendine fazla istemin reddi nedeniyle 350.000.000 TL. avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine rakam ve sözcüklerinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş ve değiştirilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 24.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy