(818 S. K. m. 386) (5521 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 7)
Dava: Davacı, yanlış tedavi sonucu maluliyetinin tespiti ile maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B.M.Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, nitelikçe davalı kurumun çalıştırdığı doktorların özen borcuna aykırı davrandıklarından bahisle tazminat talebine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak BK.'nun 386/2 ve Anayasa'nın 129/5. maddesidir. Başka bir anlatımla, uyuşmazlık 506 Sayılı Yasadan kaynaklanmadığı gibi 5521 Sayılı Yasanın ı. maddesinde öngörülen koşullar somut olayda oluşmadığından 4857 Sayılı Yasadan kaynaklanmadığı açıktır. Bu durumda açık yasa hükmü ile iş mahkemelerinde görüleceği belirtilmemiş olan bu tür davaların Yargıtay H.G.K.'nun 26.02.2003 gün ve 2003/1-95 Esas, 2003/113 K. sayılı kararlarında da açıklandığı üzere genel mahkemelerde; miktara göre sulh ya da asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği açıktır.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmek yerine, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy