(4692 S. K. Geç. m. 1) (4956 S. K. m. 27) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı kuruma borcu olmadığının tespitini, aksine kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Karar: Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Filiz Ekizoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava nitelikçe davacının 4692 s. yasa kapsamında borcu bulunmadığının tesbiti ile güncelleştirilmiş prim borcu sebebiyle yaşlılık aylığı talebini reddeden kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine ilişkindir. Mahkemece davacının kuruma prim borcu bulunmadığının tesbitine, 1.9.2003 gününden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve kanuna aykırı bulunmamaktadır.
Davanın kanuni dayanağını oluşturan 4692 s. kanunun geçici 1. maddesinin son fıkrasına göre 2.9.1971 günlü 1479 s. yasaya göre 4.10.2000 gününden önce kuruma kayıt ve tescil edildiği halde, kayıt ve tescil gününden itibaren 5 yıl ve daha fazla süreye ait prim borcu bulunanlar ile beş yıl ve daha fazla süreyle prim ödemeyenlerin bu sürelere ait prim borçları sigortalının bulunduğu gelir basamağının 31.7.2001 gününde geçerli olun prim tutarları üzerinden hesap ve tahsil edilir.
Davacının ilk prim ödemesi 1.11.1973 tescil tarihi ise 1.10.1972'dir. Davacı son primini 28.10.1977 gününde ödemiş kuruma 20.8.2003 gününde tahsis talebi ile başvurduğunda ise 18.000.000 TL ödemiştir. Davacının 1977'den sonra prim ödemesi bulunmadığından prim borcunu 4692 s. kanunun geçici 1/son maddesi hükmüne göre ödemesi gerektiği açıktır.
Gerçekten davacının prim borcunu ödemek istediği 20.8.2003 gününde yürürlükte bulunan 4956 s. Kanunun 27. maddesi ile değiştirilen 1479 s. Kanunun 53. maddesi 3. fıkrasına göre sigortalılar tarafından ödenmesi gereken primler süresi içerisinde tam olarak ödenmezse primlerin ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten başlamak üzere %10 oranında arttırılır. Bu miktara borç ödeninceye kadar gecikilen her ay hazine müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ilişkin TL. cinsinden iskontolu ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır denilmektedir.
Öte yandan, 4692 s. kanunda 2.8.2003 gününde yayınlanan 4956 s. kanunun 27. maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca 1479 s. yasanın geçici 53. maddesinde yapılan düzenleme sebebiyle anılan madde uyarınca güncelleştirilmiş prim borcunun ödenmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Davacının 20.8.2003 gününde yaptığı ödeme miktarı itibari ile 1479 s. kanunun geçici 53. maddesine göre güncelleştirilmiş miktar prim borcu değildir.
Yapılacak iş; bu konudan anlayan uzman muhasebeci ve avukatlardan oluşan bir bilirkişi heyetinden 1479 s. Yasanın 53. maddesinde belirlenen esaslara göre prim borcu miktarını hesaplayan bilirkişi raporu alınmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy