(1479 S. K. m. 24)
Dava: Davacı Eylül 2002 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı; Kurum'un yaptığı taksitlendirme sonucu ödediği primlerini sigortalılık süresine dahil ederek yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece isteğin reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Davacının 17.8.1973-31.12.1974 ve 23.4.1991-30.4.1995 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğu yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davalı Kurum'un 30.1.1992 tarihinde yapmış olduğu taksitlendirme işlemi sonucu davacıdan 31.12. 1991 yılına kadar birikmiş prim borçlarının tahsilini talep ettiği ve davacının istenilen miktardaki prim borcunu 30.8.1992'ye kadar ödediği primlerin sigortalılık süresinde nasıl değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten davacının Kurum'un 1992 yılında istediği EKR3 ödeme planında çıkarılan taksitlendirmeyi süresinde yerine getirdiği sabittir. Ancak yapılan bu taksitlendirme isteminin geçmişe dönük alınıp alınmadığı alınmış ise hangi sürelere tekabül ettiği araştırılmamıştır. Dosya içerisinde mevcut prim ödeme cetvelinde davacının 1992 yılında ileriye dönük prim ödemelerinin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; 1992 yılında yapılan taksitlendirme işlemi sonucu ödenen primlerin geçmişe dönük alınıp alınmadığı, alınmış ise hangi süreleri kapsadığı araştırılarak geçmişe dönük süreler için prim ödeme saptandığında belirlenen sürede isteğe bağlı sigortalı sayılarak yaşlılık aylığı koşulları buna göre değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy