(3201 S. K. m. 3) (4956 S. K. m. 56)
Davacı, yurt dışında geçen hizmetlerinin 3201 sayılı Yasa gereğince borçlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, süre yönünden reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B. M. Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava nitelikçe 1991 yılında Türk vatandaşlığına geçen davacının 18.5.1977 - 25.7.1989 tarihleri arasında Bulgaristan'da geçen hizmetlerini borçlanabileceğinin tespiti talebine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağının 3201 sayılı Yasa'nın 3.maddesi olduğu açıktır.
Anılan madde gereğince "Türkiye'ye döndükten sonra yurt dışında geçen hizmetlerini borçlanmak isteyenlerden herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olmayanlar, SSK'na yazılı olarak müracaat etmek suretiyle borçlanabilirler.
Yerel mahkeme; 3201 sayılı Yasa'nın 3.maddesinin, davacının yurda dönüş yaptığı tarihte yürürlükte olan haliyle, davacının yurt dışı hizmetlerinin borçlanılabilmesi için kesin dönüş tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde müracaatının gerektiği, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, sonradan çıkarılan yasa ile yeni bir süre verilmedikçe, düşen hakkın yeniden kullanılamayacağı, 4956 sayılı Yasa ile 2 yıllık süre kaldırılmış ise de, yürürlükten kaldırılan mevzuattaki süreyi geçirenlere ek bir süre verilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir. Yerel Mahkeme tarafından da vurgulandığı gibi 4956 sayılı Yasa'nın 56.maddesi ile 3201 sayılı Yasa'nın 3.maddesi yeniden düzenlenmiş ve yurt dışı hizmetlerinin borçlanılabilmesi için talep şartı yeterli görülmüş süre şartı öngörülmemiştir. Kural olarak her olayın hukuki hükümleri o olayın meydana geldiği tarihle yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabidir. Ancak Kamu düzeni ile ilgili olan veya metninde geriye yürüyeceği belirtilen yasalar bunun istisnasını oluşturur. (22.5. 1964 gün E: 26 - K: 9 sayılı İçtihadı Birleştirme kurul kararı) Bu tür yeni yasaların yürürlüğe girmeleri ile görülmekte olan tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerekir. Bu gibi durumlarda Kanunların geriye yürümesi değil zaman içerisinde ani etkisi söz konusu olmaktadır. Esasen HUMK'nun 578.maddesi nedeniyle 7.12.1964 gün 64/3 E: 64/5 K: sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.3.1988 gün 1987/2-860 1988/232 sayılı kararlarında da bu görüşlere yer verilmiştir. 4958 sayılı Yasa'da, adı geçen Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce eski metinde öngörülen 2 yıllık sürede borçlanma hakkını kullanmayanların, 4958 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra yurt dışı hizmetlerini borçlanamayacaklarına dair bir düzenleme yoktur. Hal böyle olunca da Sosyal güvenlik hakkının Anayasa'da kaynaklandığı ve Kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek Yerel Mahkemece işin esasına girilmek gerekirken hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 5.4.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy