(506 S. K. m. 3) (1479 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, 506 Sayılı Yasa ile çakışan dönemlerde Bağ-Kur sigortalısı olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N.M. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 05.04.1989 - 27.10.2004 tarihleri arasında aralıklı devam eden bir şekilde 506 Sayılı Yasaya tabi zorunlu SSK sigortalısı olduğunun, 1479 Sayılı Yasaya tabi zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece, davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten davacı, 23.03.1989 tarihinde başlayan vergi kaydı nedeniyle 24.10.2000 13.09.2004 tarihleri arasında 1479 Sayılı Yasaya tabi zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmiştir. Diğer bir anlatımla Bağ-Kur, 05.04.1989 - 23.10.2000 tarihleri arasındaki döneme ilişkin uyuşmazlık çıkarmamıştır. Ancak 15.03.2001 - 27.10.2004 tarihleri arasında, zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı ile çakışan aralıklı 506 Sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığı bulunmaktadır. Bu durumda yapılacak iş, "çatışan sigortalılık durumunda" hangi kurumdaki çalışmanın esas alınacağını saptamaktır.
"Çatışan sigortalılık sorununu" gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin i. ( F ) bendinde "kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların" ( K ) bendinde ise, "Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların" sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24. maddesinin i. ve II. fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır ( 03.10.2001 gün ve E: 2001121-627, K: 20011659 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ). Bu nedenlerden dolayı davacının önceden başlayıp kesintisiz devam eden vergi kaydı nedeniyle Bağ-Kur zorunlu sigortalılığına geçerlilik tanınarak, 24.10.2000 - 13.09.2004 tarihleri arasındaki dönemin tümünde Bağ-Kur sigortalısı kabul edileceği ortadadır. Anılan dönemde çakışan 506 Sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığa geçerlilik tanınması söz konusu olamaz.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak istemin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle tümüyle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy