(506 S. K. m. 80) (6183 S. K. m. 35)
Dava: Davacı, davalı kurumca şirketin prim borçları için kendisine gönderilen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davacının ödeme emrine konu prim borçlarından sorumlu bulunmadığından ödeme emrinin iptaline dair istemi, Mahkemece kabul edilerek borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve Yasa'ya uygun bulunmamaktadır.
Limited şirketin yapısı ve ortaklarının sorumlulukları ele alındığında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 80. maddesinin 12. fıkrasında açıkça sigorta primlerini, haklı sebep olmaksızın 1. fıkrada belirtilen süre içinde tahakkuk etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haciz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumludur denilmektedir. Bu durumda davacının limited şirketin iki ortağından biri olarak sorumlu tutulacağı tabiidir. Öte yandan 80. maddenin yollamada bulunduğu 6183 sayılı Yasa'nın (22.7.1998) tarihli değişiklikle halen yürürlükte bulunan 35. maddesinde limited şirketlerin Kamu borçlarından sorumlu tutulmaları hali açıklanmakta olup Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar ifadesi yer almaktadır. Somut olayda davacı, limited şirketin 2 ortağından birisidir ve şirketteki hissesi % 10' dur. 506 sayılı Yasanın 80. md. 12. fıkra gereğince davacı sorumlu tutulması gerekir. Kaldı ki prim borcu ve eklentileri için Limitet şirkete ödeme emri tebliğ edilmesine rağmen şirketten tahsil imkanının kalmadığı da anlaşılmıştır. Davacı, Limited Şirket ortağı olduğu döneme ait borçlardan hissesi oranında sorumlu olacağından mahkemece uzman bilirkişi vasıtasıyla davacının hissesine düşen borç miktarı tespit edilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tümden kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy