(818 S. K. m. 46, 47)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Havva Aydınlı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava iş kazası sonucu maluliyet nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat istemi ile eş ve çocuklarının manevi tazminat istemine ilişkindir.
1- Kazaya uğrayan sigortalı Zekeriya Avcı 1.7.1944 doğumlu olup aktif devreye ilişkin zararın hesabında 60 yaşını doldurduğu 1.7.2004 tarihine kadar aktif devre geliri hesaplanması gerekirken aktif dönemin 8.12.2004 tarihine kadar hesaplanması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak cismani zarar kavramına (B.K.'nun 46 ve 47.) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse bir kimsenin cismani zarara uğraması durumunda onun (anne, baba, karı-koca, evlat gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel bütünlüğü bozulmuşsa örneğin zararlandırıcı eyleme uğrayan kişi %100'e yakın malul hale gelmişse yukarıda sayılan yakınlarının da manevi tazminat isteyecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yoluyla değil doğrudan zarara uğrama söz konusudur.
Somut olayda sigortalı kazalının uğradığı iş kazasında meslekte kazanma gücünü %7.2 oranında kaybettiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. İş göremezlik oranı ve diğer kanıtlara göre Zekeriya Avcı ağır bir cismani zarara uğramamıştır. Sigortalanın eş ve çocuklarının ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğunu söylemek mümkün değildir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular nedeniyle olayda uygun illiyet ve hukuka aykırılık bağı koşulları oluşmadığından eş ve çocukların manevi tazminat isteminin reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy