(1479 S. K. m. 35)
Dava: Davacı, 20.04.1982 - 22.03.1985 tarihleri arasında da Bağ-Kur'lu olduğunun ve 29.12.2003 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitiyle bu suretle taraflar arasındaki çekişmenin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N.M. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 20.04.1982 - 22.03.1985 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile 29.12.2003 olan tahsis talep tarihi itibariyle tahsile hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Gerçekten davacının mobilyacılık işinden dolayı oda kaydına dayanılarak 26.10.1978 tarihinde tescilinin yapıldığı, oda ve esnaf sicil kayıtlarının 12.09.2000'e kadar devam ettiği, vergi kaydının ise 01.01.1979 - 06.02.1981 tarihleri arasında olduğu çekişmesizdir. Davacının 1978-1997 dönemine ilişkin toplu prim ödemesinin de bulunduğu dikkate alındığında, mahkemece, vergi kaydının bulunmadığı 20.04.1982 22.03.1985 tarihleri arasındaki sürenin de 1479 Sayılı Yasaya tabi sigortalılık süresi olarak kabulü yerindedir. Ancak davacının tahsis talebinde bulunduğu 29.12.2003 tarihinde sigortalılık süresi yönünden "25" yıl koşulunu taşımakta ise de bu süre içerisinde davacının kuruma prim borcu bulunduğu anlaşıldığından yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davacının 20.04.1982 ila 22.03.1985 tarihleri arasındaki süre de dahil 26.10.1978 tarihinden itibaren tahsis talep tarihine değin kuruma prim borcunun bulunduğu, 1479 Sayılı Yasanın 35/a bendinde belirtilen " ... prim ve her türlü borçların ödenmiş olması... " koşulunun gerçekleşmediği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmasına rağmen, yargılama devam ederken yapılan ve tüm prim borcunu karşılamayan ödemeyi takip eden aybaşı itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi yerinde değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy