(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 16.11.1996 - 11.08.2003 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 16.11.1996-11.8.2003 tarihleri arasında davalıya ait apartman işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmaların tespitini istemiştir.
Mahkemece, istem hükümde belirtildiği şekilde red edilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun olmamıştır.
Dosya içeriğine göre, yargılama sırasında açıkça istenmesine karşın mahkemeye işyerine ait karar ve gelir gider defterinin kaybolduğu gerekçesi ile ibraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda işyerinin kapsam ve kapasitesi dosya içerisindeki belgelere göre belirlenememektedir. Dinlenen bir kısım tanık beyanları davacının davalı apartmanın kapıcı dairesinde oturduğu ve kapıcılık hizmetlerini yerine getirdiği yönünde olmasına karşın bir kısım tanıklar da aksine beyanda bulunmuşlardır. Tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi, giderek gerektiğinde bu tür hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu göz önünde tutularak re'sen komşu apartmanların SSK.na bildirdiği kayıtlarına geçmiş tanıklar ile diğer komşu işyerlerinin bordrolarına geçmiş kayıtlı tanıklar da dinlenmek suretiyle gerçeği hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya koymak gerekir.
Öte yandan, hizmet akdinin belirlenmesi durumunda, davacının kapıcılık hizmetini gördüğü apartmanın kaç daireden ibaret olduğu, kapasitesi, kaloriferli olup olmadığı, çalışmalarının niteliği ve kapsamı araştırılarak ve bu çalışmaların part-time esasına göre icra edilip edilemeyeceği konusunda bilirkişi görüşüne başvurulması gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy