(818 S. K. m. 113)
Dava: Davacı faiz alacaklarından dolayı toplam 5545.37.-YTL.'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dava, yaşlılık aylıklarının davalı Kurumca geç ödenmesi nedeniyle birikmiş faiz alacağının davalı Kurum'dan tahsili istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 113. maddesi uyarınca gayrimenkul rehni, kıymetli evrak ve konkordatoya ilişkin özel hükümler dışında, asıl borç ifa ile veya başka bir suretle sona erdiği takdirde kural olarak kefalet, rehin ve diğer fer'i haklarda sona erer. Fer'i haklar borç ilişkisinin içerdiği alacak hakkın bir kısmı, bir parçası değildir. Asıl borca bağlı, asıl borç mevcut ve geçerli olduğu sürece geçerlidir ve asıl olacak ile birlikte doğar, varlığını sürdürür, onunla birlikte sona erer. Kural bu olmakla beraber, Borçlar Kanunu işlemiş faizin devam edip etmeyeceği konusunda özel bir hüküm getirmiştir. Borçlar Kanunu'nun 113/2. maddesi hükmüne göre, evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulduğu (ihtirazi kayıt) ve saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile borcun fer'isi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.
İhtirazi kayıt, alacaklının borçluya yönelttiği bir irade bildirimi ile yapılır. Bu bildirim ifadan önce ya da en geç ifanın ardından derhal yapılmalıdır. Ön koşul ileri sürülmezse ilişkin olduğu hakkın düşmüş sayılması, o haktan zımni olarak vazgeçilmiş olması esasına dayanır. İslemiş faizleri talep hakkının saklı tutulduğuna ilişkin beyanla ilgili olarak yasada bir şekil öngörülmemiştir. Asıl borç son bulduğu halde alacaklı, bu hakkını saklı tuttuğunu veya durumun koşullarından bunun anlaşılması gerektiğini kanıtladığı taktirde işlemiş faizlerle ilgili alacak hakkı son bulmayacaktır.
Asıl borcun son bulması nedeniyle fer'i ilerinin de son bulduğunun mahkemece resen göz önünde tutulması gerekir. Bu nedenle, davacının faiz talep hakkını saklı tuttuğuna ilişkin beyanının araştırılarak ortaya konmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Dosyadaki belgelerden davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinin davalı Kurumca kabul edilmemesi üzerine dava açtığı, mahkemece 1.3.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin kararın Yargıtay'ca onanarak kesinleştiği, davalı Kurumca 1.3.2002-19.10.2004 tarihleri arasındaki birikmiş aylıkların 20.10.2004 tarihinde davacıya ödenmek zere PTT havalesi ile gönderildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davacı tarafından İstanbul 16. Noterliği'nden 5.10.2004 gününde çekilen ihtarname ile faiz hakkının saklı tutularak paranın aslının tahsil edileceğinin bildirildiği, ıslah dilekçesinde aylıkların ihtirazi kayıtla alındığının beyan edildiği anlaşılmakta ise dosya içinde davacıya ödemenin yapıldığı tarihi gösteren bilgi ve belge ile ihtarname ve faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin belgenin bulunmadığı görülmektedir.
Mahkemece, faiz hakkının saklı tutulduğuna dair belge ve ihtarnamenin bulunup bulunmadığı, ödemenin hangi tarihte yapıldığı araştırılmaksızın ve ihtirazi kayda ilişkin bildirimin ifadan önce ya da en geç ifanın ardından derhal yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeksizin eksik araştırma sonucu istemin kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Diğer yandan, davalı Kurum her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu halde bakiye karar harcından ve davacı tarafından dava açılırken yatırılan 10.10.-YTL. peşin nisbi harç 10.10.-YTL. başvuru harcı ile 11.20.-YTL. ıslah harcının yargılama giderleri içine katılarak davalı Kurum'dan tahsiline karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup kabul şekli bakımından bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy