(818 S. K. m. 55)
Dava: Davacı murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan D. Turizm A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava; trafik-iş kazası sonucu ölen işçinin yakınlarının uğramış olduğu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Olay günü davalı M. T. C.'a ait İ.Y.'un sürücüsü olduğu kamyon ile İşveren D. Turizm A.Ş.'nin diğer davalı şirketten kiraladığı otobüsün ile çarpıştığı, otobüste bulunan davalı D.Turizm A.Ş. işçisi olan davacılar murisinin öldüğü uyuşmazlık konusu değildir.Mahkemenin hükme esas aldığı Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 24.7.2000 gün ve 21638/4536 sayılı raporuna göre 3. kişi araç sürücüsü İ.Y. fren yaparak kullandığı aracı karşı şeride kaydırdığı için %100 kusurludur. Uyuşmazlık olayın oluşunda % 100 oranında 3.kişinin kusurlu bulunması durumunda istihdam eden sıfatı ile davalı şirketin tazminattan sorumlu tutulup tutulmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 27.3.1957 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere istihdam edenin sorumluluğu için kendisinin veya çalıştırdığı kişinin kusuru koşul değildir. Buradaki sorumluluk "Özen ve gözetim ödevinin" objektif olarak yerine getirilmemesinden kaynaklanan "Kusura" dayanmayan bir sorumluluktur.
Zararı hizmet sırasında çalıştırılanın eylemi sonucunda meydana gelmesi yeterlidir. Başka bir anlatımla kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp, eylemle zarar arasındaki uygun neden-sonuç bağının işçinin yada 3.kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olması da zorunludur.
Somut olayda; zararlandırıcı olayda % 100 oranında üçüncü kişi durumunda olan araç sürücüsü İ. Y.'un % 100 oranında kusurlu olduğu açık-seçiktir. Hal böyle olunca, zararlandırıcı olay 3.kişinin kusurlu davranışı sonucu oluştuğuna göre, nedensellik bağının kesildiği giderek, yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararına dayanılarak istihdam eden davalı şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceği ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı D. Turizm A.Ş.'nin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 5.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy