(1479 S. K. m. 24, 25, 26)
Dava: Davacı 16.3.1987-23.7.1992 tarihleri arası tarım Bağ-Kur sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 16.3.1987-23.7.1992 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme davacının istemi doğrultusunda Kurum'un işlem yaptığını vergi kaydına göre 1992 yılından sonra sigortalı sayılması gerektiğini belirterek davayı red etmiştir.
Dosyadaki delillere göre, davacının 28.4.1987 tarihinde Kurum'a intikal eden giriş bildirgesi ile aynı tarih itibariyle kayıt ve tescilinin yapıldığı, meslek ile sicil kaydının 1987 yılından itibaren devam ettiği vergi kaydının ise 23.7.1992- 27.6.2003 tarihleri arasında olduğu Kurum'un çıkarılış amacı belirsiz 95/11 nolu genelgeye dayanarak sigortalılardan dilekçe alarak yasaya göre sigortalıların hakları olan sigortalılık sürelerini iptal ettiği davacıdan da aynı şekilde 8.8.2003 tarihli dilekçeyi alarak vergi kaydı itibariyle işlem yaparak 1987-1992 tarihleri arasındaki süreyi yok saydığı oysa davacının 1987 yılındaki tescili sonrası devam eden kayıtları dikkate alındığında 1479 sayılı yasa'nın 24 ve 25. maddeleri uyarınca sigortalılığının eksiksiz devam etmesi gerektiği primlerin geriye yönelik olarak ödenmesinin mümkün olduğu, mahkemenin tüm bu hususları ve özellikle 1479 sayılı yasa'nın 26. maddesinde yer alan sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceğine ve kaçınılamayacağına ilişkin hükmü de gözardı ederek davacının talebine göre işlem yapıldığı gerekçesiyle sonuca gitmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan olgular ve sigortalılığın tespitinde davacının açık menfaatinin bulunması gözönünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy