(1479 S. K. m. 24) (506 S. K. m. 3) (YHGK. 03.10.2001 T. 2001/21-627 E. 2001/659 K.)
Dava: Davacı, Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile S.S.K.'nın aylığın durdurulmasına ilişkin işleminin iptalini ve kesilen aylığın Nisan 2002'den itibaren yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, S.S.K. tarafından bağlanan yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren ödenmesi gerektiğinin tesbitine ve Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmesini istemiş mahkemece istem gibi davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Dosya içerisindeki belgelerden; davacının 03.11.1975 tarihinden itibaren 03.06.1983 tarihine kadar 506. Sayılı Yasa kapsamında çalıştığı bu tarihte S.S.K.'lı çalışmasının sona erdiği, bundan sonra 1987'de limited şirket ortaklığından dolayı 01.07.1983 tarihi itibariyle Bağ-Kur kapsamına alındığı, bilahare Bağ-Kur sigortalılığı devam ederken 05.07.1983 tarihinde ortağı olduğu limited şirkete 506. Sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu görülmektedir. 1479 sayılı Yasa'nın 24/I bendi gereğince limited şirket ortakları zorunlu Bağ-Kur sigortalısı kapsamındadır. Oysa 506. Sayılı Yasa'nın 3. maddesi F-k. bendi gereğince Bağ-Kur kapsamında sigortalı olan davacının S.S.K. sigortalı olması mümkün değildir. Bu halde uyuşmazlık noksan sigortalılık noktasında toplanmaktadır.
Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Yukarıda da belirtildiği üzere, 506. Sayılı Yasa'nın 3. maddesi I (f) bendinde Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların (k) bendinde herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı Yasa'nın Bağ-Kur yasasının 24. maddesinin I. ve II. fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir.
Gerçekten çakışan sigortalılık sorunu gerek 506. Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 1479 Sayılı Bağ-Kur kanunu birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlilik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sisteminde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlilik tanımaktadır. H.G.K.'nun 03.10.2001 gün ve 2001/21-627-659 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Dava konusu olan olayda davacının Bağ-Kur sigortalılığı geçerli olup, bu dönemdeki sigortalı çalışmaları geçersizdir. Bu halde ise sadece 506. Sayılı Yasa kapsamında kalan ve çakışmayan dönemdeki sigortalılık süresi yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli bulunmamaktadır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular karşısında davanın reddi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy