(1479 S. K. m. 24) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Davacı 22.3.1985-3.2.1998 tarihleri arası Bağ-Kur sigortalılığını geçersiz sayan Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava nitelikçe 22.03.1985-03.02.1998 tarihleri arasında 1479 sayılı yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı sayılması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 1479 sayılı yasanın 3165 sayılı yasa değişik 24. maddesine göre kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan şirket ortakları ile vergi kaydı, vergi kaydı bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtları olanlar Bağ-Kur sigortalısı sayılmıştır.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 25.08.1998 tarihinde kuruma verilen giriş bildirgesine istinaden, 22.03.1985 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 26.08.1998 tarihinden itibaren prim ödemeleri bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının 29.01.1981-31.12.1981 tarihleri arasında vergi kaydı, 01.04.1977-30.03.1984 ve 03.02.1998-07.11.2002 tarihleri arasında Salihli Terziler ve Tuhafiyeciler Odası kaydı bulunmakta olup, esnaf ve sanatkar sicil kaydı bulunmamaktadır. Bu durumda, davacı uyuşmazlık konusu dönemde vergi kaydı, esnaf ve sanatkar sicili kaydı veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı bulunmadığından zorunlu Bağ-Kur sigortalısı değildir. Öte yandan, mahkemece, davacının uyuşmazlık konusu döneme ilişkin prim borçlarını ödeyip ödemediği, ödemiş ise, hangi tarihte ödediği hususları da araştırılmamıştır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. Bağ-Kur'un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, tahsil edilen meblağların ancak ileriye yönelik isteğe bağlı sigorta primi olarak nazara alınması gerekmektedir.
Yapılacak iş, 26.08.1998 tarihinden itibaren ödenen primlerin uyuşmazlık konusu dönemi de kapsayıp kapsamadığının başka bir deyişle, ne kadar sürenin primi olabileceğinin kurumdan sorularak, sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun'un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, davanın kabulüne; geçmişe yönelik prim tahsil edilmediği, edilmiş olsa dahi kurum tarafından uzun süre bu primlerin kullanılmadığının saptanması halinde ise şimdiki gibi davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy