(1086 S. K. m. 73) (1479 S. K. m. 24) (506 S. K. m. 3) (YHGK. 03.10.2001 T. 2001/21-627 E. 2001/659 K.)
Dava: Davacı, 27.4.1973-30.12.2002 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve 20.12.2002 tarihi itibariyle tahsise hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece isteğin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile varılmıştır.
Karar: 1- Davacının iptalini istediği zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı ile çakışan 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığı bulunduğundan dava, Sosyal Sigortalar Kurumunun da hak alanını ilgilendirmektedir. HUMK 73. maddesi uyarınca anılan Kuruma dava dilekçesi ve davetiyenin Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmesi suretiyle davaya katılması temin edilip, delillerini sunması sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Davanın yasal dayanağı belirgin olarak 1479 sayılı Yasa'nın 2654 sayılı Yasa ile değişik 24. maddesidir. Anılan maddeye göre, bir kimsenin, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması için a) Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması b) Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergi mükellefi olması, esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı bulunması veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olması gerekmektedir.
Davacının meslek kuruluşu kaydı ile kendi nam ve hesabına çalışması göz önünde tutularak 27.4.1973 tarihinde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği ve bu sigortalılığının 30.11.1973 tarihine kadar devam ettiği tartışmasızdır. Ancak davacının 30.11.1973-20.4.1979 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için aranan vergi, oda veya sicil kaydından hiç biri bulunmadığından bu dönemde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olamaz.
3- 20.4.1979-25.2.2000 tarihleri arasında ise oda ve esnaf sicil kaydı bulunduğundan Mahkemece bu dönemde, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması doğru ise de, 25.2.2000 tarihinden sonra zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için aranan vergi, oda veya sicil kaydından hiç biri bulunmadığından bu dönemde de davacı zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olamaz.
4- Öte yandan davacının 1.12.1980-25.9.1996 tarihleri arasında Bağ-kur zorunlu sigortalılığı ile çakışan Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi zorunlu (aralıklı) sigortalılığı mevcuttur. Bu durumda yapılacak iş, çatışan sigortalılık durumunda hangi kurumdaki çalışmanın esas alınacağını saptamaktır.
Çatışan sigortalılık sorununu gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı Bağ-kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. (F) bendinde Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların (K) bendinde ise, Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin Bağ-Kur kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Bu bilgiler ışığında SSK davaya dahil edilip onun delilleri de dikkate alınarak bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy