(506 S. K. m. 6)
Dava: Davacı, kesilen yaşlılık aylığının yurtdışında emekli olduğu 01.07.2003 tarihinden geçerli olarak yeniden bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Z. Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı kurumun temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacının temyizine gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesi içeriğinde davacının kesilen yaşlılık aylığının yurtdışından emekli olduğu 01.07.2003 tarihinden geçerli yeniden bağlanması gerektiğinin tesbitini ve 03.12.2004 havale tarihli ıslah dilekçesinde ise, 16.08.1996 tarihinden sonra yurtdışında çalışmayan veya işsizlik/hastalık yardımı almayan davacının, 16.08.1996 tarihinden geçerli aylığa müstahak olduğunun ve bu tarihten itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tesbitini istemiştir. Mahkemece, davalı tarafın davacının ıslah talebini kabul etmediği gerekçesiyle dava dilekçesinde kabul edilen 01.07.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davacının kesilen aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tesbitine, davacının ıslahla talep ettiği tarih yönünden reddine karar verilmiştir. Oysa ıslah, tek taraflı bir işlem olup, karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Islah aynı zamanda davanın ve savunmanın genişletilmesi yasağının istisnasıdır.
Öte yandan, sosyal sigortalılık, kişinin Anayasa'da ifadesini bulan temel sosyal haklardan sosyal güvenliğine ilişkindir. Bu haklar ise, 506 sayılı yasanın 6. maddesinde belirtildiği üzere vazgeçilemeyen ve devir edilemeyen haklardandır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.02.2004 gün ve E: 2004/21-54, K:2004/54 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Hakimin, hakkın özünü araştırıp gerçeği bulup sonuca ulaşması gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular ve özellikle davanın hukuksal niteliği göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davcıya iadesine 30.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy