(1086 S. K. m. 43, 46) (2004 S. K. m. 96)
Dava: Kararın temyizen tetkiki davacı ( 3. kişi ) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Uyuşmazlık 3. kişilerin İ.İ.K.'nun 96. ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir. Davacılar ayrı ayrı evlerde yapılan ev eşyası hacizleri ile ilgili olarak istihkak iddiasında bulunmuşlardır.
Ne var ki, birden fazla davacının aynı dava dilekçesi ile dava açabilmesi için aralarında zorunlu veya ihtiyari ( isteğe bağlı ) dava arkadaşlığının bulunması gerekir.
Zorunlu dava arkadaşlığı maddi hukukun ( M.K., B.K., T.T.K ) bir hakkın birden fazla kişi tarafından dava edilmesini veya birden fazla kişiye karşı dava açılmasının öngördüğü durumdur. Somut olayda maddi yönden zorunlu dava arkadaşlığı ( örneğin M.K.'nun md.702 iştirak halinde mülkiyet, B.K. 520 adi ortaklık ) bulunmadığı gibi şekli yönden dava arkadaşlığı da ( M.K. md. 286, M.K. md. 713, İ.İ.K md. 282 ) söz konusu değildir.
Öte yandan zorunlu dava arkadaşlığı dışında kalan ihtiyari ( isteğe bağlı ) dava arkadaşlığının mümkün olduğu haller H.U.M.K.'nun 43. maddesini de a ) Dava konusu hak veya borcun ortak olması ( B.K. md.142. müteselsil borçluluk ) b ) Borçluların ortak bir işlem ( örneğin sözleşme ) ile birden çok kişi yararına borç yüklenilmiş olması c ) Davanın aynı nedenden doğması ( örneğin B.K. 50 birden fazla kişinin haksız fiil sorumluluğu ) olarak sayılmıştır. Somut olayda davacılar arasında anılan maddede öngörülen nitelikte İhtiyari ( isteğe bağlı ) dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır.
Bu durumda davacılar arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığından H.U.M.K.'nun 46. maddesi uyarınca davaların ayrılmasına karar verilmesi gerekirken birlikte görülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozma nedenine göre sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
Sonuç: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy