(1479 S. K. m. 24, Ek m. 20)
Dava: Davacı, yaşlılık aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesinti işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.A.Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı; yaşlılık aylığından yapılan Sosyal güvenlik destek primi kesintisinin iptalini borçlu bulunmadığının tespitini ve yapılan kesintilerin iadesini talep etmiştir.
Mahkeme davacının yaşlılık aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisinin iptaline, kuruma borcu bulunmadığının tespitine, atiye terk sebebiyle yapılan kesintilerin iadesi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Davacının şoförlük ve nakliye işi sebebiyle 26.12.1984 gününden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, vergi kaydının 30.3.1987-11.11.1998, oda kaydının 14.2.1985-30.5.2007 sicil kaydının ise 14.2.1985-30.5.2007 tarihleri arasında bulunduğu davacıya 1.6.1998 gününden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı kurumun davacının 30.5.2007 gününe kadar devam eden kayıtlarını dikkate alarak 1479 sayılı Yasanın 24/1 maddesine göre kendi adına ve hesabına bağımsız faaliyetinin devam ettiği gerekçesi ile bağlanan yaşlılık aylıklarından 1479 sayılı Yasanın ek. 20. maddesi gereğince Kanunun yürürlüğe girdiği 1.10.1999 gününden itibaren kesinti yapılmasına karar verdiği dosyadaki delillerden anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Kanunun ek 20. maddesinde bu yasaya göre yaşlılık aylığı bağlananlardan 24. maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesileceği belirtilmiştir. Davacının oda ve sicil kayıtlarının 30.5.2007 gününe kadar devam etmesi 1479 sayılı Yasanın 24/1 maddesi uyarınca bu tarihe kadar kendi nam ve hesabına bağımsız faaliyetin mevcut olduğuna karine teşkil etmektedir. Bu durumun aksinin ispatı ise davacının gerçekten hangi tarihte bağımsız çalışmasının sona erdiğinin usulünce yapılacak araştırma sonucunda belirlenmesine bağlıdır. Bunun için işyerinin bağlı olduğu muhtarlık ve belediyeden bilgi alınmalı, emniyet aracılığıyla işyeri çevresinden araştırma yaptırılmalı, faaliyetin ne zaman sona erdiği açıkça tespit edilmeli, ilgili oda ve sicil memurluğuna yazı yazılarak kayıtların neden devam ettiği araştırılmalı, aidatlarını ödeyip ödemediği ve ödemelerin tarihi ile nitelikleri sorulmalı, işyerinin niteliği dikkate alınarak şoförlük ve nakliye biçiminde bir faaliyet mevcut ise aracın trafikteki kaydı ve devir tarihi hakkında bilgi alınmalı bütün deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemenin yaptığı araştırmaların yetersiz olduğu, emniyet araştırmasının nakliye ve şoförlük işi üzerine olmadığı, oda ve sicil kaydının neden devam ettiğinin belirlenmediği, trafikten bilgi alınmadığı yukarda belirtilen hususların eksik olduğu sonuç olarak yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile sonuca gidildiği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın kurulan hüküm usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 14.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy