(4721 S. K. m. 39)
Dava: Davacı, murisinin Üsküdar Vergi Dairesi'ne yanlış yazılan soyadının nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesi kararı verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı murisi Adil L'nin, 01.1974 - 17.03.1993 tarihleri arasındaki Üsküdar Vergi Dairesi kayıtlarında soyadının Leylekoğlu olarak göründüğünü bildirerek kayıtların soyadına uygun olarak Leylek olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının ileri sürdüğü ihtilafın idari nitelikte olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacının miras bırakanı Adil 14.06.2007 tarihli Bağ-Kur giriş bildirgesi ile 01.01.1974 tarihinde bağlayan vergi kaydına istinaden 20.04.1982 tarihinden geçerli olmak üzere kayıt ve tescilinin yapıldığı sigortalının vefatı üzerine davacının 05.10.2006 tarihli dilekçe ile ölüm aylığı başvurusunda bulunduğu Vergi Dairesi ile yapılan yazışmalar sonucunda 6080054544 vergi numarasında kayıtlı bulunan Adil L'nin Rumi Mehmet Paşa Mahallesi Balaban Mutahit Sk. No:7 adresinde inşaat malzemeleri perakende satış işinden dolayı vergiye kayıtlı olduğu, işe başlama tarihinin gün ay ve yıl olarak tespit edilemediği terk tarihinin 1987 olduğu, aynı adreste yine inşaat malzemeleri satış işinden dolayı 01.01.1974 - 17.03.1993 tarihleri arasında Adil L. oğlunun kayıtlı olup Adil L. ile Adil L. oğlunun aynı şahıslar olup olmadığı konusunda tereddüt hasıl olması nedeniyle Bağ-Kur tarafından sigortalılığın tespitinin yapılamadığı İstanbul Bağ-Kur İl Müdürlüğü'nün 09.03.2007 tarihli yazı içeriğinden anlaşılmıştır.
Davacının talebi Adil L. ve Adil L.oğlu adına oluşturulan vergi kayıtlarını muris Adil L'ye ait olduğunun ve söz konusu soyadlar da ki şahsın aynı şahıs olduğunun tespiti istemine ilişkin olup talep ahvali şahsiyeye yöneliktir ve idarenin eylem ve işlemine karşı açılan bir dava niteliğinde değildir. Medeni Kanun'un 39. maddesi uyarınca hakim kararı olmadıkça kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. Bu nedenlerle uyuşmazlığın niteliğine göre davaya adli yargı yerinde genel mahkemede bakılması gerekeceğinden mahkemenin davaya bakma görevinin idari yargı yoluna ait olduğu yolundaki gerekçesinde isabet yoktur.
Mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy